Roman İncelemesi: “Hacı Murat”

Loading

Hacı Murat’ta kültür çatışmasından öte iki kültürün karşılaşması ve birbirlerine tepkisini görmekteyiz. Her fırsatta iki tarafın yaşamlarına dair farklılıklar gözümüze çarpar. Bir tarafta Şamilin bir ritüel havasında yaşlılarla sedirlerin üstünde yaptığı görüşme, diğer yanda Vorontsov’un komutanları ve onların yarı çıplak kadınlarıyla gösterişli yemek masasında yaptığı toplantı vardır. Beyini her ne pahasına olursa olsun korumayı kutsal sayan Sado’nun karşısında Hacı Murat’ı evlerinde ağırlayan Rusları görürüz. İki tarafın ilişkisi ise birbirlerini barbar ve gaddar varlıklar olarak görmekten öteye geçemez. Karşılıklı olarak salt kin ve nefret vardır. Bu iki taraf topluluğunda Hacı Murat da dahil olmak üzere sadece birkaç kişi insana insan gözüyle bakabilmektedir. Bu birkaç kişi hasımları ile karşılaştıklarında onları kendilerine benzetirler. Hacı Murat da Ruslardan gördüklerini kolay kolay yadırgamaz. Hemşerilerinin aksine karşı taraftan gelen her şeyi şeytan işi olarak görmez. Hatta gerektiğinde kendi yararına da kullanır. Bu konuda en iyi örnek Rus komutanından aldığı saattir. Saat ona yabancıdır ancak saati yadırgamaz hatta onu namaz saatlerini öğrenmek için bile kullanır. Yani Hacı Murat iki kültür arasında sıkışmamıştır, aksine onun ait olduğu kesin bir yer vardır. Öyle ki o yere ziyadesiyle aidiyet hissi duyduğunu da görürüz. Dinine ve kültürüne oldukça bağlıdır ve en ufak bir şekilde onlardan taviz vermez. Rusların da ona olan güvensizliğinin tek kaynağı budur aslında: dinine olan bağlılığı. Hacı Murat bir Müslümandır ve her ne kadar insana insan olduğu için değer verse de onun başka öncelikleri vardır. Kitapta da gördüğümüz gibi mevcut anda ne olursa olsun onun için öncelik namaz kılmaktır. Başka bir şehre gönderileceği zaman onun için ilk önemli şey şehrin İslami bir şehir olması ve böylece İslami faaliyetlerini kolayca gerçekleştirebilmesidir. Bu yüzden Hacı Murat Rusların arasında devedikeni gibidir, oraya yakışmaz ve oraya ait değildir. Ne kadar Ruslarla ortak bir paydada buluşmaya çalışsa da onların balosu ona yabancı gelir ve onun için rahatsız edicidir.

Hacı Murat’ta başka bir çarpıcı mesele de iki tarafın liderleridir. Şamil de tıpkı Hacı Murat gibi dinine öncelik verir. Evine döndüğünde yönettiği insanlarla ilgili çözmesi gereken bir sürü problem vardır kafasında ancak kesinlikle ilk yapması gereken öğlen namazını kıldırmaktır. Ancak Hacı Murat’ın aksine bu faaliyet onun için siyasi bir anlam içerir. Namazı bir lider olarak kıldırması gerekir ve artık bu onun için sıradan bir faaliyet haline gelmiştir. Aynısını Rus Çarında çocukluğundan alışkanlık haline getirdiği ve her sabah yaptığı duada görmekteyiz. Onun için de bu dua günlük yapması gereken bir işten ibarettir ve artık önemsemeyecek derecede yarım yamalak yapmaktadır. Bu iki liderin asıl önemli özelliğini ise daha çok Rus Çarında görmekteyiz. Rus Çarı umursamaz bir liderdir. Tıpkı yaptığı dua gibi ülkesini yönetirken de yapmış olmak için yapar. Koca bir ülkenin sorunlarını bir odada bir çırpıda belki de bir saat içinde çözdükten sonra artık rutinleşmiş olan bir törene gider ve böylece devlet başkanı olarak görevini tamamlar. Verdiği kararlar bilinçsizce ve çocukçadır. Akşam ise yakışıksız olduğunu düşünmeden karısını aldatır. Rus Çarı her istediğini elde etmeye çalışan ‘koca bir bebektir’[1]. Etrafındaki insanlar ise Çar ile aynı umursamazlıktadır ve koca bebeği avutmaya çalışırlar. Aslında bu tüm Rus yöneticilerinin bir portresidir. Hepsi emri altında ölenlere kayıtsız, şan ve şöhret düşkünü ‘canavarlardır’. Onlar için insan hayatı sahte savaş raporlarında kullanılan bir malzemedir. Şamilin bu konuda portresi Çar kadar net olmasa da kültürünün getirdiği bazı farklılıklar dahilinde o da aynıdır. Şamil başka kadınlarla birlikte olmaz ama çok eşlidir. Verdiği kararlar kendi isteklerine hizmet eder ve gerçekleşmeleri için dini otoriteyi kullanır.

Savaş hem Ruslar hem de Çeçenler için olağan bir hale gelmiştir. Artık zevk almak için birbirlerine ateş edecek kadar meşrulaşmıştır. İnsana insan gözü ile bakamayanlar için insan hayatı da değersizleşmiştir. Yitirilen canlara kayıtsız kalınmaktadır. Aydeyev’in hikayesi de bunu doğrular niteliktedir. O geride çok kısa bir süre yasını tutan ailesini ve sadakatsiz karısını bırakmıştır. Ailesinin bu tavrından sonra çoktan ölmüş olan Aydeyev’in bir böcek gibi ezildiğini hissederiz. Yaşadığı dünya için onun hayatı da böceğinki kadar değersizdir.

Hacı Murat, basit olduğu kadar insanlık için mahiyeti son derece önemli olan ve tüm zamanlarda sıkıntısını çektiğimiz, çekmeye de devam ettiğimiz bir olgu olarak ‘empati’ üzerine yoğunlaşmıştır. Birinin bir diğerini anlaması gerek zihni gerek duygusal olarak insana haz verdiği gibi daha üst bir mertebeye ulaşmasını, olgunlaşmasını sağlar. Hem birey hem de toplum için eksikliğinde kabuklaşma ve bilinçsizleşme görülür. Hacı Murat’ta bu mesele ‘iki büyük zıtlık’ arasında işlenerek daha da çarpıcı bir hal almıştır. Mevzubahis konunun doğal bir tepkimesi olarak böyle bir dünyada insan hayatının değersizliği de göze çarpar. Kısaca asıl mevzu insanın değersizleştirilmesidir.

  1. Spirited Away

Avatar fotoğrafı

Musab İnci

21′ Mezunu
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi (2016-2021)
İstanbul Teknik Üniversitesi – Mimarlık Bölümü (2021-___)
iletişim: incimusab2002@gmail.com

2026-27 Eğitim Yılı Kayıtlarımız Başlamıştır

Close Welcome Bar