Roman İncelemesi: “Genç Werther’in Acıları”

Loading

Werther Lotte ile karşılaşana kadar kendi içinde bir buhranı olduğunu belli eder. Hayatında bir şeylerin eksik olduğunun bilincindedir. Karın doyurmaktan başka bir işe yaramayan mesleklerden daha ulvi bir şeylerin arayışındadır. Zamanın çoğunu hayatta kalabilmek için kullanan, kendi işlerinde kaybolmuş olarak yaşayıp giden mutlu insanlara özenir. Basit bir hayat, belki bir eş, bir çocuk veya bir çiftlik evi…[1] Belki de rasyonel bir yaşayıştan bıkmıştır. Kitabın daha ilk sayfasında geçmişteki hatalarına takılmayacağına dair söz verir kendine. ‘Bu iyidir, bu kötüdür’ şeklinde yaşayanlara tepki gösterir, biraz olsun kaygısız olabilmeyi umar. Yeteneğinden -sanıyorum ki mesleğinden- ve kitaplarından uzaklaştıkça huzur bulabilir. Ancak gerçek dünyası her aklına geldiğinde yine dipsiz çukurlara düşer. Öyle dipsiz ki nasıl çıkacağını bilmez, çaresizdir orada. Sanki dünyaya fırlatılıp terk edilmiş, elini ayağını nasıl hareket ettireceğini bilemez haldedir. Kendi deyimiyle ‘ancak kendi içine döndüğünde bir dünya bulur’. Sonsuz duygulara ulaşmak ister ama bir insan olarak kendi sınırlarını aşamaz elbet.[2] Her türlü dünyevi menfaatin, ihtiyacın veya gerekliliğin önemsiz kaldığı yüce duygulara sahip olmak ister. Çünkü en ufak bir şekilde dahil olurlarsa bu yüce duygulara, onların saflığını bozarlar.[3] Burada Werther Tanrısal bir bakış açısına sahip insanlara özenir. Bu konuda kafa yorduğunu da söyler.[4] Mevzubahis insanlar ‘alçakgönüllülükle her şeyin geçip gittiğini bilen’[5] kişilerdir.

Bir süre sonra beklenen gerçekleşir ve Werther âşık olur. Aradığını bulmuş gibidir ilk başta, adeta zevkten sarhoş olmuştur. Aşk olmadan hayatın anlamı yoktur artık onun için. Ara sıra Lotte’nin nişanlı olduğu hatırına gelse de bu onu aşk sarhoşluğundan uyandıramaz. Bu sonsuz duygulara ulaştığı sırada bir insan tipinin eleştirisi yapılır. Keyifsiz ve huysuz insanlardır bunlar. Başkalarının dışa vurduğu ufak sevinçlerini ellerinden alırlar. İnsan mutluluğunun, huzurunun kutsallığına inanan Werther yazıklar olsun der bu insanlara. Ona göre kibirden kaynaklanan bir kıskançlığın veya kendimize saygı duymayışımızın bir yansımasıdır.

Werther empatinin duygusal boyutunun farkındadır. Bir insanın başka birine mantıksız gözükebilen fiillerini yadırgamaz, yadırgayanlara da tepkilidir. Kendinden başka insanların yaşamlarını, ruh hallerini anlamaya davet eder. Çünkü ‘bazı insanların başına böyle şeyler gelebilir’.[6] O intihar eden birinin psikolojisini, duygularını savunur. Aşık bir genç için en harika varlığın sevdiceğinin olduğunu bilir. Çünkü herkes için kendininki en muhteşem olandır. Yüzündeki bir detaya, davranışına, yürüyüşüne, konuşmasına vurulur insan. Onun hakkındaki bir detay, sana göre en mükemmel yapar onu. Ama başkası göremez o ışığı. Belki başkası için çirkindir, iticidir. Çünkü o başkasıdır, başka biridir, başka insandır. Werther de böyle âşık olur. Onun için Lotte bir tanedir. Ama Lotte için de bir başkası bir tane olduğu için kaçınılmaz sona uğrar Werther.

Yanlış anlaşılmalar entrikalardan daha çok zarar verir hayatımıza. Genç Werther’in Acıları da sevgisizlikten, ruhsuzluktan, rasyonellikten, duygusuzluktan ve dahi insanı insan yapan duyguların terkinden dem vurmaktadır. Duyguların yüceliğini kanıtlamaya çalışır. Ama duygusal bir insan değil sadece bir ‘insan’ yaratmanın peşindedir.

  1. Syf 13,26,51
  2. Syf 9 dipnotu
  3. Syf 12
  4. Syf 25
  5. Syf 10
  6. Syf 47

Avatar fotoğrafı

Musab İnci

21′ Mezunu
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi (2016-2021)
İstanbul Teknik Üniversitesi – Mimarlık Bölümü (2021-___)
iletişim: incimusab2002@gmail.com

2026-27 Eğitim Yılı Kayıtlarımız Başlamıştır

Close Welcome Bar