![]()
Aradığının neliğine ve yöntemine dahi vakıf olamamanın getirdiği tedirginlik ve heyecan ile her çeşit varlığa, yaşama ve yönteme bulaşan bir insanın ve insanlığın hikayesidir söz konusu olan. İlk önce insan, sahip olduğu her türlü teorik ve pratik değerleri arkasında bırakıp yeni arayışlara girerek süreci başlatır. Önceden sahip olduklarının yokluğu bireyi korkutur çünkü artık hiçbir yere ait değildir, boşluğa bırakılmıştır. Siddhartha bu aşamadan sonra var olan bütün ilkeleri, öğretileri ve öğretmenleri reddederek asıl yolculuğuna başlar. Hedefine ulaştığında da bu düşünceleri değişmez ancak bunları tecrübe ile sabit kılarak tatmin olması gerekmektedir. Çocuk insana dönüştükten sonra şunları söyler: “Dünya zevklerinin hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim ama şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum belleğimle değil gözlerimle, yüreğimle midemle…” Dıştan gelen bir zorlama ile değil içten gelen bir onaylama onu tatmin edecektir. Gerçek hayatın zorlukları da bütün öğretilerin kendi içlerindeki zorluklardan çok daha ağırdır ve Siddhartha’nın üzerine bir ağırlık gibi çökerler. Yaşamın tecrübesi, öğrendiği yeni şeyler onu yozlaştırınca çocuk insana yani bilinçsiz bir varlığa dönüşür. En dibi gördüğünde ise azmini körükleyecek gizli bir güçle karşılaşır sanki. Kendi değişi ile uyanabilmek için düşüncelerin en aptalcasına ihtiyacı vardı. Verdiği mücadeleler ve tecrübe ettiği yozlaşma onu aradığına daha da yaklaştırır.
Siddhartha’nın son bir mücadelesi kalmıştır. Bu mücadelede kendi benliğinden bir başkasını eğitmek üzerinedir. Karşısında oğlu yani yeni bir zihin, yeni bir zihniyet vardır. Kendi yolculuğunu zamanın kalıplaşmış düşüncelerini terk ederek başlatmıştı. Oğlunun dinamik zihninin karşısında kendi benliği oğluna göre eskimiştir artık. Ancak Siddhartha’nın ve babasının benliği kendi içlerinde yozlaşmış değildir. Onlar sadece kendileri için yargıda bulunabilirler. Mevzubahis son mücadelesinde oğlunu yani bembeyaz bir zihni serbest bırakma cesaretini göstermeyi öğrenecektir. Bize verilen olaylar örgüsünde oğluna ne olduğunu bilmeyiz ancak önemli de değildir. Siddhartha’nın yolculuğu ve mücadelesi oğlunda ve tüm insanlıkta devam edecektir. Sonuçta bu zaman tanımayan bir zihne sahip olma mücadelesidir. “Dünyevi yaşam süren insanların bilgelerden geri kalan yanları yoktur sadece bilinçten yoksundurlar” der. Çünkü bilgelik bilgi gibi öğrenilemez. Mevzu akıllı veya zeki olmak değildir Siddhartha’nın dediği gibi.
Siddhartha sadece bir zihin olarak yolunu bulmuştur ancak yolculuğun sonunda iki sorunsal ile karşılaşmaktayız. Sonuçta ortada uygulandığı taktirde yüzde yüz işe yarayacak bir metot yok zaten karşı çıkılan da budur. Ancak insan Siddhartha’nın yolculuğuna eşlik ederse kutsallara ne olacak? Madem bu kutsallar öksüz bırakılacak neden ortadan kaldırmıyoruz? Herhangi bir şekilde çemberin dışına çıkan insan Siddhartha’nın da yenik düştüğü kibirden nasıl kurtulabilir? Az önce bahsedilenler bu sorular cevaplanmadan uygulanılırsa elbette bilinçsiz bir bilinçlenme mücadelesi gözlemlenecektir. İnsanın olduğu yerde kutsallar da bireysel mücadele de yozlaşmaya açıktır. Elimizde ise bir panzehir yoktur zaten olmadığı için sürekli bir arayış vardır ve Siddhartha’nın dediği gibi bu arayış sayesinde bir amacı vardır insanın.
