Varlıkların Yolu

Loading

            ‘Amaç nedir?’ ve ‘araç nedir?’ soruları çok önemli sorular olup insanlık tarihi boyunca sıkça karşımıza çıkan sorulardandır. Biz ise bu soruları kendimizce cevaplandırmaya çalışacağız. Kelime anlamı olarak amaç; erişilmek istenen hedef, gaye ve maksattır. Araç ise bir maksada erişmeyi sağlayan şey, vâsıta anlamına gelmektedir. Açıklamak istediğimiz şey bunların içeriğidir. İnsanın asıl amacı nedir? İşte asıl soru budur. Belki de ‘insanın büyük soruları’ arasında önemli, kıymetli ve insanın varoluşundan beri gelen ciddi ve azımsanmayacak bir sorudur.

            Bunu şöyle açıklamamız daha münasiptir: canlı cansız her şeyin merkezinde ne varsa; yani yapmayı, olmasını istediği veya doğası ve içgüdüsünde olan ne varsa hedefi odur. Araç ise bu hedefi gerçekleştirme yolunda ortaya koyulan her türlü aksiyondur. Bir insanın hedefi mutlak huzur, bir hayvanın hedefi yaşamak ve çoğalmak, bir makinenin amacı ise kuralına göre işlemek olduğunu söyleyebiliriz. Bunların aracı ise eğitim, enerji, yağ gibi materyaller olabileceği gibi huzur, motivasyon gibi maddi olmayan şeyler de olabilir. Bunun yanı sıra ‘şeylerin’ amacı olması kaçınılmaz ve tartışılmazdır lakin inanmak insana mahsustur, karıştırılmamalıdır ancak insan parantezinde bu iki kavramın ehemmiyet ve incelikle bağlantısının tashih edilmesi gerekmektedir. Şöyle bir bakmak gerekirse inanmak insanın her zaman amacı olmak zorunda değildir ancak ihtiyaç ve zorunluluğudur, bu da amaç kavramıyla uyum ve akrabalığına olanak sağlıyor. Çünkü böylece bütün amaçlarımız ve asıl değişmez amacımız inanç terazisinden nasibini almaya tâbi tutuluyor ve günün sonunda bu iki kavram akrabadır deme hakkına sahip olabiliyoruz.

            Zaten eşyaların, insanın dışında, amaçlarını az çok tahmin edebilirsiniz, zaten az da olsa bahsettik. Şimdi ise insanın içgüdü bulunmayan, insanoğlu amacına biraz mercek tutalım: insan, hayvan ve eşya gibi şeylerden daha üstün bir varlık olduğu için onun amaçları nispeten daha karmaşıktır. İnsanın amacı hayvan veya eşyadan farklı olarak daha uzun vadelidir ve içgüdü neredeyse bulundurmaz, bulundursa bile bu içgüdünün kaygısı bitki ve eşyadan daha yücedir. Küçük ve basit amaçlar dışında insanın son amacı, o ipin ucu, bunu ‘mutlak huzur’ başlığı altında toplayabiliriz. Sanıyorum ki bunu şu şekilde ifade etmekte bir sakınca yoktur: insan hangi yol ve düşünceyle olursa olsun (en uç örnekler bile) kendi huzuru, isteği, nefsi veya amacını Hakk’tan yana edinme yolundakiler, kendine acı çektirenler, bunlar hepsi önünde sonunda kendi ‘mutlak huzuruna’ ulaşmayı gaye ve hayatlarını sermaye etmeyi göz kırpmadan kabul etmiştir. Çünkü inanırlar ki ‘ideal en iyileri’ gerçek olacak, ayrıca unutmamak gerekir ki insan kanıtlayamadığı şeye inanır, kanıtlarsa ona inanmaz, onu bilir. Lakin insanın bu huzura erişmek için inanmayı seçtiği şeyler oldukça değişkenlik gösterir: Bir tanrıya tapmak, bazı objelere tapmak, kendine tapmak veya hiçbir şeye tapmamak gibi birçok davranışta bulunur, ki bunların hepsi insanın kendine göre olan mutlak hedefinde buluşur. Ancak ‘kendine göre’ kısmı dünyayı savaşlarla ve herkesin farklı düşüncede olduğu bir yer kılmıştır. Tabiîdir ki bizim için bu yol tektir ve değişmezdir. Sıra biraz da araçlara geldi. Şimdi o kadar amaç var dedik, bu yollarda onlarca da araç vardır sözü haklıdır, fakat değinmeği düşündüğümüz yer burası değildir. Mesela şöyle: amaca giden her yol mübah mıdır? Açıkçası, bu sorunun birçok soru gibi net ve kesin bir cevabı yok, ama bizim açıklama şeklimize göre bazı fikirlerin daha ortaya atılacağı tabiîdir, biz kıvılcım yaksak yeter: felsefe tarihi ve çokça düşünme şekillerinin birtakım kavramları vardır ve bunlardan biri ahlaktır. Açıklamak istediğim şey ise şu şekildedir: araç, amacın cüzü müdür? Bizce insanın aracının onuru amacı ile örtüşmüyorsa orada bir sıkıntı vardır, eğer araç yüceyse amaç niye alçak, eğer hedef yüksekse ona giden yol aşağılık olabilir mi? Elbette ki hayır, bunu düşünmek insanın amacına giden yolda tembel olduğu ve bu da o amacın o tembel kişiden çıktığı anlamına gelir ve her ne kadar ısrar ve inat edersek edelim sonuçta araç ve amaç seviyesi önünde sonunda birbirleriyle onur seviyesi açısından eşitlenir, dolayısıyla bunun iyice düşünülmesi ve bunun idrakine varmak icap eder.

            Bu merhalede önceki paragraflardan birinde yazdığım: ’herkes kendine göre mutlak huzur aradığı için dünya savaşlarla ve kavgalarla dolu bir yerdir’ dedik ve açıyoruz: karmakarışık, toplum ve devlet dediğimiz yapıları ortaya binlerce yıl önce ortaya çıkaran ve ortaya farklı denklemlerin girdiği bir yer oldu dünya. Öyle ki bu uğurda mantık dediğimiz başka bir kavram sayesinde düşünceler düşünceleri esir düşürdü, hırpaladı ve çürüttü. Hatırlatmak gerekir ki: düşünce, inanmak gibi amaçla akrabadır ve bunlar çok yakın kavramlar olmakla beraber akraba ve bu meseleyi anlatırken sınırları bilinerek bir harman oluşturulup insanlık sorularıyla ilgili fikrimiz olmasında çok büyük bir rol oynayacak harmanlanmış bir uyum olmaktadır. Paragrafın meselesine yakınlaşmak gerekirse insanlar arasında birlik ve çatışmanın olması normaldir hatta olmamasını beklemek hata olur fakat bu çatışmayı uhulet ve suhuletle yapılması elbette isteyeceğimiz bir şeydir ancak insanoğlu kimi zaman gaddardır ve bu asla değişmez hatta yüce duygu oranı vücudunu ne kadar kaplarsa kaplasın içinde bir yerde, en köşede de olsa bir içgüdüsel saldırı, kendini ve amacını koruma ve yayma endişesindedir. Ayrıca insan her ne kadar iletişim kurmada belki de insan, hayvan ve bitki kategorisinde en üstte olsa da gerçekten bazen zayıf, dili sivri veya amaçtan çıkıp araçları kısa vadeli amaç eden çıkarcılar yüzünden iletişim tuğlalarından kurulmuş olan toplum binasına her daim büyük bir darbe ve elma kurdu görevi görür ve o binayı yavaş yavaş çürütür, toplum veya insanlık ise kertenkele kuyruğu azmi ile bıkmadan büyüyen bu doğuştan kangren kesim düzenli bir şekilde temizlenmez ise insanlık aynı gemide olduğunu anlayamaz ve bu büyük sorulara cevap veremez ve ancak savaşlar anlamsız bir şekilde devam eder.

            İnsanların her ne kadar farklı hedefleri, idealleri olsa da mutlak huzuru için hedeflerinin onuruna göre birbirlerine dost bir şekilde araç olup arkadaş olabilirler. Ruhu, hedefi bozuk bozguncular araçlarıyla dünyayı burnumuzdan getiriyor iseler de olmayan bozuk amaçlarının onlara ne bir fayda ne bir huzur getirdiğini anladıklarında çok geç olacak. Bizim ise yapmamız gereken amaçlarımızın onuruna yakışan hedeflerle amacımıza emin adımlarla ve dağcıların birbirindeki güvenli ip gibi birbirini tutan dostlarla, Allah’a emanet…

Avatar fotoğrafı

Ali Asaf Şenel

İHYÂ – III

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi 2. Sınıf Öğrencisi

iletişim: senelaliasaf@gmail.com

2026-27 Eğitim Yılı Kayıtlarımız Başlamıştır

Close Welcome Bar