GİRİŞ
Bu makaleyi, eserlerinden faydalandığım ve bu makalenin yazılış sürecinde ahirete irtihal eyleyen Prof. Dr. Ekrem Sarıkçıoğlu’na ithaf ediyorum.
Dünyada bugüne kadar gelmiş hemen hemen bütün dinlerde dünya kötüye gittiği zaman bir Mesih’in geleceği ve inananları kurtaracağı inancı mevcuttur. Zerdüştlükte Saoşyant, Budizm’de Metteyya, Hinduizm’de Kalki, Eski Amerika dinlerinde Quetzalcoatl, Şintoizm’de Mirozo, Konfüçyanizm’de Milafo, Sabiilik’te Praşai Siva adıyla bir kurtarıcının geleceği umut edilmektedir.[1] Mesih inancı hem inananları dine bağlar hem de onların sosyal hayatlarında ve ruhsal anlamda huzurlu olmalarını sağlar.
Mesih kelimesinin aslı Aramice’de meşiha, İbranice’de mâşiahtır. Sâmî dillerde müşterek olan kelimenin fiil kökü Arapça’da meseha, Asur dilinde maşâhu, Ârâmîce ve İbranice’de mâşâh olup bu dillerdeki anlamları “el sürmek, elle sıvazlamak, boyutunu anlamak için eli bir şeyin üzerine koymak, yağ sürmek, yağla mesh etmek” gibi muhtelif kelimelerdir. Mesih terim olarak “yağ sürülmüş, yani yağla mesh etmek suretiyle bir işe hasredilmiş, dinî bir görevi ifaya elverişli hale getirilmiş, dinî bir görevle vazifelendirilmiş, Tanrı’nın bir görev tevdi etmek üzere el koyduğu kişi” manasına gelmektedir. Kelime Grekçe’ye christos, Latince’ye christus olarak geçmiştir. Bu christos tabiri ilk zamanlarda İsrail kralları için kullanılmış olsa da sonrasında rahip ve başrahipler için kullanılmaya başlamıştır. Günümüzde İngilizce’deki “christo-” eki de İsa, Mesih gibi anlamlara gelen bir ön ektir.[2]
SEMAVİ DİNLERDE MESİH KAVRAMI
1.Yahudilikte Mesih Kavramı
Yahudilik, dünya üzerinde yaşayan en eski dinlerden biri olmasıyla beraber hem din hem ırk hem de gelenek olarak kabul edilebilir. Yahudiliğin bu yapısı dolayısı ile dinler tarihinde ayrı bir yeri mevcuttur. Yahudiliğin İbranilik, Musevilik gibi farklı adlandırmaları da vardır. İbranilik kelimesini inceleyecek olursak bu kelimenin kökü hakkında 2 farklı rivayet vardır. Bunlardan ilki “İbrani” kelimesinin Hz. İbrahim’in atası olan Eber’den geldiği yönündedir. Diğer bir rivayet ise “geçmek, nakletmek” anlamına gelen “a-b-r” kökünden geldiği yönündedir. Bu rivayetin sebebi Hz. İbrahim’in kutsal topraklara göç ederken Fırat Nehri’ni geçmiş olmasıdır. [3] Musevi kelimesi İsa (Musa’nın yolundan gidenler) anlamı taşır.
1.1 Arz-Mev’ud
Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen bölge Arapça‘da, Vaat edilmiş Topraklar anlamına gelen Arz-ı Mev’ud olarak da isimlendirilir. Arz-ı Mev’ud, Fırat Nehri ile Nil Nehri arasındaki bölgedir. Yahudi inancında bu topraklar Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. İbrahim’e yapılan vaatte, “Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar olan bölge”[4], Hz. Mûsâ ve Yeşu ile yapılan ahitte bu bölge ile ilgili, “Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak” ifadesi bulunur [5].[6]
İbrânîce’de “Eretz Israel” (İsrâil diyarı) denilen bu bölge Ahd-i Atîk’te “Ken‘an diyarı” [7]“diyar” [8], “gurbet diyarı” [9], “memleket” [10]diye de zikredilmektedir. İkinci Mâbed döneminden itibaren ise “arz-ı mev‘ûd” diye adlandırılmış olup Ahd-i Cedîd’de de bu isimle geçmektedir [11]. Ahd-i Atîk’te burası ayrıca “iyi ve geniş diyar” [12], “süt ve bal akan diyar” [13], “bütün memleketlerin süsü olan diyar”[14] sıfatlarıyla da ifade edilmiştir.[15]
1.2 İsrail
“İsrail” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân 3/93 ve Meryem 19/58 ayetleri olmak üzere 2 yerde Hz. Yakup’un ikinci adı ya da lakabı olarak geçer. Tevrat’a göre Yakup’un soyundan gelenler, gerek Mısır’da gerekse Mısır’dan çıktıktan sonra çölde ve Ken‘ân diyarında İsrail ve İsrailoğulları diye de adlandırılmıştır. Tevrat’ta Beney Yisrael, Kur’an’da Benû/Benî İsrail (İsrailoğulları) denilmektedir. Hz. Yakup’a İsrail denmesinin sebebi ise Tevrat’ta Yakup’un Tanrı ile güreştiğinin rivayet edilmiştir ve bunun sonucunda “Tanrı’ya Güç Yetiren” anlamında “İsrail” lakabının verilmiştir[16].
1.3 Mesih İnancının Önemi
Yahudilikte Mesih inancı, din ile bütünleşmiş bir inanç olarak itikatta önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu inanç, özellikle M.S. 70 yılında Kudüs Mabedi’nin yıkılmasının ve Yahudilerin bir kısmının katledilip kalanlarının dağılmasıyla önem kazanmıştır. Bu olayların ardından Yahudiler, tanrının bir kurtarıcı göndereceğine inanmışlardır. Yahudiler, Babil Sürgünü gibi olayları tanrının onlara verdiği bir ceza olduğuna inanırlar ve bu cezanın en sonunda bir affı olacağına inanırlar. Onlara göre Tanrı’nın affı da Davud soyundan bir Mesih’in gelmesiyle olacaktır. Bu Mesih’in gelmesi ile Yahudiler kutsal topraklara hâkim olacak, Süleyman Mabedi Siyon Tepesi’ne inşa edilecektir. Bu inancın Yahudilerin sürgün döneminde yaşadığı zorluklarla beraber gün geçtikçe artmış ve bu bekleyiş Yahudilere ahiretin yakın olduğu inancını vermiştir.
Mesih inancını büyük Yahudi alimi Musa b. Meymun’un sistemleştirdiği on üç temel inanç esasının bazı maddelerinde de görmekteyiz:
- Mükemmel ve eksiksiz olan Tanrı, diğer yaratılanların var olmasına sebep olandır.
- Tanrı’nın tekliği diğer varlıkların tekliğine benzemez.
- Tanrı’nın bedeni yoktur, insan biçiminde düşünülemez, hiçbir şekilde tasvir edilemez.
- Mesih kesin olarak gelecektir, gecikse dahi, geleceğini her gün beklemekte ısrar ediyorum.[17]
Aynı şekilde yine büyük Yahudi alimlerinden olan Saadia Gaon’a göre de on madde olan temel inanç esaslarının bir kısmı şu şekildedir:
- Âlem sonradan yaratılmadır.
- Allah tek olup cismi yoktur.
- Yeniden dirilmek haktır.
- Mesih’e intizar, hesap ve nihai hüküm haktır.[18]
Yahudi inancında Mesih inancının yeri bu iki listede de açık şekilde anlaşılmaktadır. Şüphesiz Tanrının varlığı ve tekliği, yeniden dirilmek gibi hususlar ile zikredilmesi Mesih inancının önemini kanıtlar niteliktedir.
1.4 Mesih İnancının Kaynağı
Yahudilerdeki bu Mesih inancının kaynağı hakkında muhtelif görüşler mevcuttur. Bu inancın Mısırlılardan, eski bir İran dini olan Zerdüştilerden geldiği ya da Yahudiliğin kendi içinde bu inanışın olduğu hakkında söylemler vardır. Mezopotamya kültüründeki bir inanışa göre insanların günahları gün geçtikçe artacak, insanlık kötüye gidecektir. Bununla beraber insanlarda bir kurtuluş bekleyişi olacaktır. Sonrasında Tanrı kendisi ya da bir hükümdar vasıtası ile insanların beklediği kurtuluşu getirecektir. Bu inancın M.Ö. 2000 yıllarında Mısır’ı etkilediği ve İsrailoğullarına geçtiği, Babil’den İran’a, İran’dan Hindistan’a ve Budizm yoluyla da Çin’e kadar gittiği ileri sürülmektedir.[19]
Mesih inancının Yahudiliğe Zerdüştlükten geçtiğini savunanlar ise düalist bir din olan Zerdüştlükteki Saoşyant’tan yola çıkarak bu görüşe varırlar. Onlara göre Babil esareti sırasında bu inanç aktarımı gerçekleşmiştir. Zerdüşti inancında iyiliği temsil eden Ahura Mazda ile kötülüğü temsil eden Angra Mainyu tanrıları vardır. Bu inanca göre Saoşyant isimli kurtarıcı gelip Ahura Mazda’da yardım edecek ve iyilik galip gelecektir.[20]
Sonuç olarak Yahudilikte Mesih inancının doğuşu ile ilgili kesin bir bilgi yoktur.
1.5 Mesih Öncesi Dünya’nın Durumu
Yahudilere göre Mesih devri öncesinde insanlar dinden uzaklaşacak ve Kutsal topraklar inanmayanlar tarafından işgal edilecektir. Ülkede inanmayanların sayısı artacak, âlimlerin meclisi fâhişeler yuvası olacak ve Tevrat âlimlerinde bilgi kalmayacaktır. Toplumsal düzen bozulacak, savaşlar, hastalıklar ve pahalılık insanları saracaktır.[21] Toprak verimi azalacak ve kuraklık olacaktır. Kudüs harap olacak, yabani eşeklerin gezinti yeri, sürülerin otlağı olacaktır.[22] Sınır halkları sefalet içinde şehirden şehre dolaşacak, yüzlerine bakan olmayacaktır. Babiller İsrail ülkelerine ayak basacak ve Fars atları İsrail mezarlarını çiğneyecektir.[23]
Mesih’in gelmesi yaklaştığında ise bu felaketler çoğalacak, dünya milletleri birbirine saldıracak, nesiller kesilecektir.[24] Ürdün nehrinden kan akacak, güneş kararacak[25], Fars kralı Arabistan’a, Arabistan kralı Roma’ya saldıracaktır. Şeytan’ın gücü zirveye ulaşmış olsa da Yahve onu yenecek ve kendi krallığını kuracaktır.
Bu ifade, Yahudilikteki Mesih inancının Zerdüştlükten geldiği görüşünü güçlendirecek niteliktedir. Çünkü düalist bir din olan Zerdüştlükte iyilik tanrısı Ahura Mazda ve kötülüğün temsilcisi Ehrimen vardır. Zerdüştlükteki Mesih inancında Mesih’in gelmesiyle iyilik kötülüğe galip gelecektir. Bu ifadeye baktığımızda ise Yahve ve Şeytan arasındaki mücadeleyi ve iyiliği sembolize eden Yahve’nin galip geldiğini görüyoruz. Sonuç olarak bu ifade Yahudilikteki Mesih inancının temelinin Zerdüştlük olduğunu güçlendirmektedir.
1.6 Beklenen Mesih’in Özellikleri
Yahudi inancına göre Davud soyundan gelecek olan Mesih’in doğumunu Mikail ilan edecek[26] ve ismi “Tanrı Bizimle” anlamına gelen “İmmanuel” olacaktır[27]. Rivayete göre Yakup gördüğü bir taşın ilahi değeri olduğunu düşünmüş ve onu yağlamış ve saklamıştır. Bunun sebebiyle Yahudi inancında yağ ile mesh etmek kutsal kabul edilen şeyler için yapılır. Buna örnek olarak krallar gibi önemli kişilerin göreve geldiklerinde yağ ile mesh edilerek kutsandıklarını söyleyebiliriz.
Mesih de doğduğunda mesh edilecek ve kutsanmış olduğu için masum ve suçsuzdur. O, tanrının yeryüzündeki vekilidir.[28] Mesih kelimesinin yağlanmış, mesh edilmiş gibi farklı anlamlara geldiğine değinmiştik. Bu kurtarıcı için Yahudi inancında farklı adlandırmalar da mevcuttur. Eski Ahit’te “melik”[29], “Mesih”[30], efendi anlamında “Rab”[31], “Tanrının oğlu”[32], “İlâh”[33], “insanoğlu”[34],yerine geçen anlamında “menahem”[35], “sürekli hayır”[36] gibi muhtelif kelimeler kullanılmaktadır.
Mesih’in Yukarı Galile’de Aden bahçesi içindeki bir sarayda ilk defa görüneceği belirtilmiştir. Onun Ruhunun Adem’in ruhuyla aynı olacağı, dolayısıyla Adem’in ruhunun Davud’da kendini gösterdiği, Davud’unkinin ise Mesih’te kendini gösterdiği söylenir.[37]
Yahudi kutsal metinlerinde Mesih ile alakalı en belirgin ibare: “Rabbin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size peygamber İlyas’ı göndereceğim.” dir.[38]. Kesin ibareler olduğu gibi yoruma açık ibareler de mevcuttur. Yoruma açık ibarelere örnek olarak “İşte üzerine hükümdar olacak adam bana senden çıkacaktır. O’nun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.[39] Ey Sion kızı, büyük sevinçle coş, ey Yeruşalim kızı bağır; işte kralın o adil kurtarıcı ve alçak gönüllüdür. Eşeğe, evet, sıpaya binmiş sana geliyor”.[40] ifadesini örnek verebiliriz.
“Rabbin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size peygamber İlyas’ı göndereceğim.” ifadesinden anlaşılacağı üzere Yahudilere göre Mesih’in öncüsü İlyas (Eliyyahu)’dır. Bu durum peygamber Malaki tarafından müjdelenmiştir. O, Mesih’in gelişinden üç gün önce Filistin dağlarında görünecek ve Mesih’in gelmesini müjdeleyecektir. Mesih geldikten sonra Mesih’in başrahibi olmak, Yahudilerin aile yapısını düzenleyecek, şer’i ve dini meselelerde hüküm verecektir. İlyas gelirken kudret helvası, kutsal su ve kutsal mesh yağını, Harun’un asasını geri getirecektir.[41]
1.7 Mesih Dönemi
Yahudi inancında Mesih devrinin 400 yıl ya da 2000 yıl süreceği hakkında rivayetler mevcuttur. Bu devirde Mesih tüm Yahudileri refah içinde yaşatacak, dünyadaki herkese Tevrat öğretecek ve tüm milletlere hâkim olacaktır. Geldiğinde mabedi Siyon Tepesi’nde yeniden yapacak, bütün milletler ona akacak ve şöyle diyeceklerdir: “Gelin Rabbin dağına, Yakup’un Allah’ının evine çıkalım; o bize kendi yolunu öğretsin, biz de onun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan Rabbin sözü Yeruşalim’den çıkacak.”[42] Mesih geldikten sonra Yahudiler ile tanrı arasında yeni bir ahit yapılacak ve bu ahit kağıtlara değil kalplere yazılacaktır.[43] Sonuç olarak Yahudiler Mesih dönemine tanrının onları affetmesi olarak bakarlar ve bu dönemde saydıklarımızın dışında Yahudiler için birçok mükafatın varlığına inanılır.
1.8 Yahudilerin İsa’yı Kabul Etmemesinin Sebebi
Yahudilerin İsa’yı kabul etmemelerinin sebebi de kendi inançlarındaki Mesih kavramına tekabül etmemesidir. Çünkü İsa, Yahudileri Roma zulmünden kurtarmamış, tek çatı altında toplamamış ve mabedi inşa etmemiştir. Bu nedenle Yahudiler, İsa’yı “mesihim” diye ortaya çıkan Theudas gibi kabul edip sahte Mesih ve sapkın olarak kabul edip o şekilde hareket etmişlerdir.[44] Çünkü Kitab-ı Mukaddes’te sıkça belirtilen ifadeler daha önce de bahsettiğimiz gibi “günahı bitirecek, suçları sona erdirecek, fesat için kefaret edecek, ebedi salahı içeri getirecek; Yeruşalim’i eski haline koyacak, mesh olunmuş” ifadeleridir.[45] Bununla beraber İsa şartlara uymayınca kendileri ayrı bir Mesih tasavvuru öne sürmüşler ve ona inanmışlarıdır.
Sonuç olarak, Yahudilikte Allah’ın cezalandırmalarına karşılık olarak af olarak kurtarıcı bir Mesih’in geleceğine inanılır. Bu inancın nasıl oluştuğu hakkında farklı görüşler olsa da kesinlik yoktur. Bu Mesih, dünyanın kötüye gittiği bir dönemde tanrı tarafından gönderilecek ve Kutsal Mabedi inşa edecek, Yahudileri dünyaya hakim kılacaktır. Yahudilerin İsa’yı kabul etmemelerinin sebebi ise İsa’nın kendi inançlarındaki Mesih özelliklerini göstermemesidir.
2. Hıristiyanlıkta Mesih Kavramı
Hristiyanlık, İsa’nın gelişiyle beraber I. yüzyılda ortaya çıkan, İsa’dan sonra 12 havarinin dünyanın farklı yerlerine dağılması ile yayılmış ve günümüzde Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık olmak üzere 3 büyük mezhepten ve bunların dışında küçük mezheplerden oluşmaktadır.
2.1 Hristiyanlık’ın Etimolojisi
Hristiyanlık, kelime anlamı olarak Mesih anlamına gelen “Christo” kelimesinden türemiş “Mesihi”, Mesih’in yolundan giden anlamına gelen Grekçe bir kelimedir. Bu kelime, 1. yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlamıştır. Mesihi kelimesinin dışında Hristiyanlık için “İsevilik”, “Nasranilik” gibi kelimeler kullanılmaktadır. “İsevi” kelimesi de “Hristiyanlık” kelimesinde olduğu gibi İsa’nın yolundan gidenler anlamına gelmektedir. Nasrani kelimesi ise Kur’an-ı Kerim’de 14 yerde Hristiyanlık için kullanılmıştır ve havariler İsa’ya yardım ettiği için yardım anlamına gelen N-S-R(نصر) kökünden geldiği görüşü mevcuttur. Öte yandan İsa’nın memleketi olan Nasıra ile ilgisi olduğuna dair kanaatler de mevcuttur.[46]
İsa yanlılarının kendileri için kullandığı kelimeler de mevcuttur. Bu isimler Şakirdler, Kardeşler, Azizler, İnananlar, Seçilmişler, Çağırılmışlar, Kilise, Fakirler, Dost, Nasıralılar ve Celilelilerdi.[47]
2.2 İsa
Daha önce de bahsedildiği gibi Yahudilerin bir kısmı, İsa’nın kendi anlatılarındaki gibi bir Mesih olmadığından ötürü onu sahte bir Mesih ve sapkınlık içinde olan bir kişi olarak kabul ettiler ve onu ortadan kaldırmaya çalıştılar. Bunun aksine İsa’nın getirdiği dini benimseyen ve onun yolundan giden bir topluluk da vardı. Bu topluluğun içinden İsa’ya inanan ve onu destekleyen 12 öğrencisinden oluşan havariler İsa’nın dinini yaydı ve bu dine Hristiyanlık denildi.
Havari, “beyaz olmak; iyice beyazlatmak” anlamında Arapça haver kökünden gelen bir kelimedir. [48] Havari kelimesi seçilmiş, kusursuz; taraftar ve dost gibi anlamlara gelmektedir. Havari, çoğunlukla İsa’nın inananlardan seçtiği 12 kişi için kullanılır.[49]
Hristiyanlık, İsa Mesih’i merkeze alan ve onun üzerine kurulmuş bir din olduğu için Hristiyanlıktaki Mesih kavramını İsa’nın hayatı üzerinden incelemek doğru olacaktır.
İsa’nın doğumu konusunda İbrahimi dinlerde farklı görüşler vardır. Yahudilikte İsa’nın babası bir insandır ve kim olduğu belli değildir.[51] Hristiyanlıkta Meryem, Kutsal Ruh’ tan gebedir ve İsa bu şekilde doğmuştur.[52] İslam’da ise cinsel bir münasebet yoktur ve İsa’nın doğumu Tanrı’nın bir mucizesi olarak kabul edilir. [53]
İsa tebliğ faaliyetlerine Vaftizci Yahya ile başlamıştır. İlk olarak Yahya insanları tövbeye davet etmiş, tövbe edenleri vaftiz etmiştir. Bunun ardından İsa da vaftiz edilmiş, sonrasında 40 gün boyunca çölde oruç tutmuştur. Ardından 3 incilde şeytanın İsa’yı iğvaya çağırdığı ama başarılı olamadığı geçer.[54] Bu olayların ardından İsa otuzlu yaşlarda tebliğe başlamıştır.[55]
İsa’nın tebliğ süreci yaklaşık üç yıl sürer. Bu süreç içerisinde Galile, Nasıra ve Kudüs gibi farklı bölgelerde bulunur. İsa’nın tebliğ süreci içerisinde Yahudilerin cumartesi yasağına uymaması, kendi egemenliklerine bir tehdit olması gibi konular Yahudileri İsa’yı ortadan kaldırma fikrine sevk eder.[56] Bu durumdan haberdar olan İsa Efraim’e, ardından da Pere’ye gider. Ardından Tevrat’ta “Korkma ey Sion kızı, işte kralın bir eşek sıpasına binmiş geliyor”[57] ifadesindeki Mesih’in kendisi olduğu iddiasında olduğu için bir sıpa üzerinde Kudüs’e girmiştir. İsa Kudüs’e gelmekte iken on ikinci Havari Yahuda, Yahudilerle 30 gümüş karşılığında anlaşarak İsa’yı yakalatmış ve sonrasında pişman olarak intihar etmiştir.[58]
2.3 Çarmıh ve Diriliş
Havarinin ihaneti sonucunda İsa tutuklanmış ve sorgu sürecine girmiştir. Kahinler, valiler gibi makamların sorgusundan geçtikten sonra en sonunda Yahudilerin de baskısıyla çarmıha gerilmesi suretiyle idamına karar verilmiştir. Hristiyan ve Yahudi inancında İsa çarmıha gerilmiş olsa da İslam dininde çarmıha gerildiği reddedilir. Bu reddin temellendirilmesi ileriki sayfalarda yapılmıştır.
Çarmıh, anlam olarak Farsça “dört çivi” anlamına gelen “çehar mih” kelimesinden gelmektedir. İki kütüğün biri yatay biri dikey şekilde birleştirilmesi ile mahkûmun bu kütüklere bağlanıp çivilenmesi şeklinde bir idam biçimidir. Haç ve Salib kelimeleri de çarmıh kelimesi yerine kullanılmaktadır. Bu yöntem, Romalılarda yaygın olmakla beraber onur kırıcı bir idam biçimi olarak kabul edilir. Çarmıha gerilmesinin sebebi ise adaletin gücünü göstermek, ibret vermek gibi amaçlar güdülmesidir. Genelde devlete ihanet edenler ve iğrenç suçlar işleyenler çarmıha gerilirdi. Çarmıha gerilen kişilerin boynuna ise işledikleri suç asılırdı. Çarmıh uygulaması Roma’da Büyük Konstantin tarafından sonlandırılmıştır.[59]
İsa, cuma günü sabah saat dokuz civarında çarmıha gerilir.[60] Boynuna “Nâsıralı İsa, Yahudilerin kralı” ibaresi yazılır. İsa, saat öğleden sonra üçte hayatını kaybeder.[61] Arimetealı Yusuf, İsa’nın bedenini kayayı oyarak yaptığı bir kabrin içine koyar.
Yahudiler, İsa’nın öldükten üç gün sonra dirileceğini söylediğini öne sürerek Roma hükümetinden asker talep etmişler ve bir miktar asker ile İsa’nın kabrinin başında durmaya başlamışlardır. Üç gün sonra kabri açtıklarında kabirde İsa’yı bulamamışlardır ve İsa orada onlara görünmüştür.[62] Yeni Ahit’e göre İsa dirildikten sonra on kez havarilerine görünmüştür.[63] Resullerin İşleri’ne göre İsa dirildikten sonra kırk gün yaşamasının ardından havarilerini Zeytinlik dağına toplamış ve oradan semaya yükselmiştir.[64]
2.4 Teslis
Hristiyan inancında İsa herhangi bir insan değildir, tanrısal özellikler taşır. Hristiyan inancının temellerini oluşturan teslis inancına göre baba, oğul ve kutsal ruh Tanrı’nın yansımalarıdır. İncillerde İsa’nın tanrılığı hakkında kesin bir ifade olmamasına rağmen Hristiyanlar İsa’yı tanrı olarak kabul eder. Bu konu hakkında İncil’den şu ifadeleri örnek gösterebiliriz:
İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu.[65]
İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.[66]
Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.[67]
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Hristiyanların inandığı gibi İsa’nın tanrı olduğu hakkındaki ibareler Sinoptik İncillerde mevcut değildir. İsa’nın Tanrı olduğuyla alakalı ifadeler Kilise tarafından da okunması tavsiye edilmeyen ve doğruluğu hakkında şüphe edilen İnciller olan apokrif İncillerde mevcuttur.[68]
2.5 Konsüller
Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Hristiyanlar dünyanın farklı yerlerinde olduğu ve dinin ana kaynağı olan İncillerin birden fazla sayıda olması nedeniyle konsüller toplanmış ve inanç esasları, İnciller gibi konular din konusunda yetkili kişiler tarafından tartışılarak dinin sistematikleştirilmesi için çalışmalar yapılmıştır.[69]
Bu konsüllerin sonucunda doğru olduğu kabul edilen dört İncil vardır. Bu İnciller Matta, Markos, Luka ve Yuhannadır. Bu dört incile Kanonik inciller denir. Bu İncillerden Matta, Markos ve Luka üslup ve içerik açısından birbirine yakın olduğu için bu İnciller için Yunanca “eş görünümlü” anlamına gelen “Sinoptik” kelimesi kullanılır. [70]
2.6 Kurtuluş
Hristiyan inancına göre, İsa’dan önceki insanlar belirli dini kanunlar ile kurtulmaya çalışmıştır ama bu kanunlar kurtuluşa ulaştırmaz. Tanrı’nın bu kanunların kurtuluşa ulaştırmayacağını bildiği halde bu kanunları koymasının sebebi ise insanlara hukuk ile kurtuluşun mümkün olmadığını göstermektir. [71]
İnanca göre İsa, gömüldükten sonraki üç gün boyunca kendisinden önce ölen herkes ile görüşmüş ve günahları için tövbe etmesini istemiştir. Bu süreçte tövbe edenler kurtuluşa ulaşmıştır. İsa’dan sonra gelenler ise yine belli kurallara uymak durumundadır fakat bu kuralların yanında sevgi, kurtulmak için asıl gereken şeydir. [72]
Baba’nın oğlunu kurban etmesinin amacı da budur. Tanrı, insanlığa kurallar ile değil sevgi ile kurtuluşun mümkün olduğunu ifade etmek için oğlunu kurban etmiştir ve oğlunun kanı günahlara kefaret olmuştur.
Hristiyanlık, İsa’nın Mesih olduğunu iddia etmesi sonucunda ilk olarak Yahudiliğin bir mezhebi olarak çıkmış, Havariler tarafından dünyaya yayılmıştır. İsa, kutsal kitapta tanrı olduğu hakkında kesin ifadeler olmasa da Hristiyanların çoğunluğu tarafından tanrı kabul edilir. Hristiyanlıktaki teslis inancına göre Tanrı’nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak üç yansıması vardır. İsa’nın çarmıha gerilmesi Tanrı’nın insanlık için oğlunu kurban etmesidir ve oğlunun kanı tüm günahların kefaretidir.
3. İslam’da Mesih Kavramı
İslam dininde de Yahudilik ve Hristiyanlıktaki gibi Mesih inancı mevcuttur. İslam’daki Mesih kavramını İslam’ın İsa’ya bakış açısı olarak ele alabiliriz:
İslam’a göre İsa’nın doğumu, diğer dinlerden farklı olarak Tanrı’nın bir mucizesidir.[73] Kur’an’da Hristiyanlığın aksine İsa’nın çarmıha gerilmediği ve öldürülmediği de belirtilir.[74] Yine Hristiyanlıktaki teslis inancına ters olarak İslam’a göre İsa tanrı değil, yalnızca bir peygamberdir.[75] Bununla beraber Nisa Suresi 159. ayette “Ehl-i Kitap’tan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir; o da kıyamet gününde onlara şahit olacaktır.” ifadesi geçer.
Bu ifadeden yola çıkarak bazı İslam alimleri İsa’nın tekrar yeryüzüne ineceği sonucuna varmıştır. Örnek olarak Kurtubi bu ayeti “Kıyamet yaklaştığında, İsa diri olarak gökten indiğinde Ehl-i Kitap’tan hayatta olan herkes İsa’ya iman edecektir.” şeklinde açıklamaktadır.[76]
Ebu Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ben dünyada ve ahirette Meryem oğlu İsa’ya insanların en yakın olanıyım. Peygamberler, ataları bir, anneleri ayrı kardeştirler. Dinleri ise tektir.”
Bu konu hakkında şu hadis de İsa’nın nüzulünün kanıtı olarak gösterilir: “Ümmetimden bir taife hak üzere galip gelerek kıyamete kadar devamlı savaşacaklardır. O zaman İsa bin Meryem de inecek. Emirleri “Haydi gel, bize namaz kıldır.” diyecek.”[77].
Bu hadis gibi İsa’nın yeryüzüne tekrar ineceğini söyleyen hadislerin zayıf olduğu hakkında da birçok görüş bulunmaktadır. Mutezile kelamcıları ve Ahmed Emin, Abdülkerîm el-Hatîb, Ebû Reyye ve Muhammed İzzet Derveze gibi Sünni alimlere göre Kur’an’da Hz. İsa’nın öldürüldüğü açıkça bildirilmiş ve kıyametin ansızın kopacağı haber verilmiştir. Buna ek olarak İsa’nın nüzulü ile alakalı hadislerin metin açısından sahih kabul edilmesi kolay değildir. Bu alimlere göre bu konudaki rivayetlerin Ehl-i Kitap’tan İslâm akaidine intikal etmiş olduğuna ihtimal verilir. Nüzul-i İsa inancı, İslâm’ın genel ilkelerine ve Allah’ın koyduğu tabiat kanunlarına da aykırıdır. Zira insanın canlı olarak yaşadığı mekân yeryüzüdür ve her insan belli bir süre burada yaşadıktan sonra ölür. Ayrıca Hz. İsa bir peygamber olarak gönderilmiş ve görevini tamamlamıştır. Hz. Muhammed son peygamber olduğuna göre ondan sonra başka bir peygamberin dünyaya gelmesi mümkün değildir.[78]
SONUÇ
Mesih kavramı, insanlık tarihi boyunca önemli bir yer teşkil etmiş, dünyanın kötüye gittiği bir dönemde bir kurtarıcı gelecek ve inananları kurtaracaktır. Bu kavram, semavi dinler arasında ilk olarak Yahudilikte görülmektedir. Yahudiler, Mesih’in gelişini Yahudilerin başına gelen sıkıntıların affı olarak kabul ederler. Mesih, dünya düzeninin bozulduğu ve insanların dinden uzaklaştıkları bir dönemde gelecek ve Kutsal Mabedi inşa ederek Yahudileri eski ihtişamlı zamanlarına döndürecektir. Hristiyanlıkta ise İsa, Yahudilerin yaşadığı bölgede babasız bir şekilde dünyaya gelmiş ve Mesih olduğunu ilan etmiştir. Yahudiler tarafından sapkın ilan edilip çarmıha gerilerek öldürülse de İsa’yı destekleyenler de olmuştur. İsa, kendisini destekleyenler arasından on iki kişiyi seçmiş ve dinini yaymakla görevlendirmiştir. İsa, öldükten 3 gün sonra dirilmiş, Havarilerle görüştükten sonra babası olan tanrının yanına yükselmiştir. İsa’nın çarmıha gerilmesi, Tanrı’nın insanlara İsa’dan önceki gibi kurallarla değil, sevgi ile kurtuluşa erileceğinin göstergesidir. Tanrı, bunu göstermek için oğlu İsa’yı kurban etmiş, İsa’nın kanı insanlığın günahlarının kefaretidir. İslam dininde İsa, tanrısal özelliklere sahip değil, Allah’ın kulu ve elçisidir. İslam dininde Mesih kavramı önemli bir yer teşkil etmemekte, İsa’nın Tanrı katından tekrar yeryüzüne ineceği hakkında farklı görüşler bulunmaktadır.
KAYNAKÇA
Diyanet Kur’an Yolu Meali.
Harman, Ö. F. (2000). İsa. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 22).
Harman, Ö. F. (2002). Konsil. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 26).
Harman, Ö. F. (2000). İncil. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 22).
Tümer, G. (1993). Çarmıh. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 8).
Cilacı, O. (1997). Havari. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 16).
Demirci, K. (1998). Hıristiyanlık. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 17).
Erinç, S. (2001). İsrail. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 23).
Küçük, A. (1991). Arz-I Mev’ud. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 3).
Waardenburg, J. (2004). Mesih. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 29).
Sarıkçıoğlu, E. (1997). Dinlerde Mehdi Tasavvurları. Sidre Yayınları.
Küçük, A. (1990). Dönmeler Tarihi. Rehber Yayıncılık.
Gündüz, Ş. (2019). Hıristiyanlık. İsam Yayınları.
Gündüz, Ş. (2023). Dünya Dinleri. Milel Nihal Yayınları.
Sarıkçıoğlu, E. (2000). Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi. Fakülte Yayınevi.
Kutluay, Y. (2004). İslam ve Yahudi Mezhepleri. Anka Yayınları.
Kurtubi. (2000). El-Camiu Li Ahkami’l-Kur’an. Buruc Yayınları.
[1] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.13-16.
[2] TDV İslam Ansiklopedisi, Jacques Waardenburg, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2004, Mesih
[3] Gündüz, Şinasi, Dünya Dinleri, İstanbul: Milel Nihal Yayınları, 2021, s.62
[4] Tekvîn, 15/8
[5] Tesniye, 11/24; Yeşu, 1/3
[6] TDV İslam Ansiklopedisi, Abdurrahman Küçük, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1991, Arz-ı Mevud
[7] Tekvîn, 11/31; 17/18; Çıkış, 6/4
[8] Tesniye, 26/15; İşaya, 57/13
[9] Tekvîn, 17/8
[10] Tekvîn, 26/2-3
[11] İbrânîler’e Mektup, 11/9
[12] Çıkış, 3/8
[13] Çıkış, 3/8; Levililer, 20/24; Tesniye, 11/9; Yeremya, 11/5; 32/22; Hezekiel, 20/6, 15
[14] Hezekiel, 20/6, 15
[15] ABDURRAHMAN KÜÇÜK, “ARZ-ı MEV‘ÛD”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/arz-i-mevud (21.08.2024).
[16] ÖMER FARUK HARMAN, “İSRÂİL (Benî İsrâil)”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/israil-beni-israil (21.08.2024).
[17]Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.271
[18] Yaşar Kutluay, İslam Ve Yahudi Mezhepleri, s.127
[19] Abdurrahman Küçük, Dönmeler Tarihi, s.128.
[20] Abdurrahman Küçük, Dönmeler Tarihi, s.129 .
[21] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.30
[22] İşaya, 32/14.
[23] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.30
[24] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.31.
[25] İşaya, 13/10
[26] Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s.278.
[27] İşaya, 7/14; Mika, 5/2.
[28] Abdurrahman Küçük, Dönmeler Tarihi, s.131; Sami Baybal, a.g.e., s.43.
[29] Mezmurlar, 149/1-9.
[30] Mezmurlar, 145/1-17
[31] Mezmurlar, 110/1-7.
[32] Mezmurlar, 2/1-2.
[33] İşaya, 49/5, 9/17, 7/14
[34] Daniel, 7/13-14.
[35] İşaya, 66/13-14
[36] Daniel, 9/23-24.
[37] “Messie” Dictionnaire Encyclopedique Du Judaisme, Cerf, 1996, Paris, s.660-663
[38] Malaki, 4/5
[39] Mika, 5/2.
[40] Zekeriya, 9/9.
[41] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.88
[42] Zekeriya, 12/10.
[43] Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları, s.85.
[44] Abdurrahman Küçük, Dönmeler Tarihi, s.140.
[45] Daniel, 9/23-27.
[46] KÜRŞAT DEMİRCİ, “HIRİSTİYANLIK”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hiristiyanlik#1 (27.08.2024).
[47] KÜRŞAT DEMİRCİ, “HIRİSTİYANLIK”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hiristiyanlik#1 (27.08.2024).
[48] OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (29.08.2024).
[49] Luka, 6/13
[50] OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (29.08.2024).
[51] Meryem 19/27-28
[52] Luk.2:1-7
[53] Ali İmran 3/45
[54] Matta, 3/13-17, 4/1-11; Markos, 1/12-13; Luka, 4/1-13
[55] Luka, 3/23
[56] Yuhanna, 11/47-53
[57] Zekarya, 9/9
[58] Matta, 26/14-16; 27/3-5
[59] GÜNAY TÜMER, “ÇARMIH”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/carmih (27.08.2024).
[60]Markos, 15/25
[61]Matta, 27/50; Markos, 15/37; Luka, 23/46; Yuhanna 19/30
[62]Matta, 28/9-10
[63]Luka, 24/36-43, 50-51; Yuhanna, 20/19-29; Matta, 28/16-20
[64]1/3, 9/11
[65] Mar. 10:17
[66] Mar. 10:18
[67] Yuhanna 17:3
[68] Şinasi Gündüz, Hıristiyanlık, s. 71-72
[69] ÖMER FARUK HARMAN, “KONSİL”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/konsil (28.08.2024).
[70]ÖMER FARUK HARMAN, “İNCİL”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/incil (28.08.2024).
[71] Şinasi Gündüz, Hıristiyanlık s. 97
[72] Şinasi Gündüz, Hıristiyanlık s. 97
[73] Al-i İmran: 46
[74] Nisa: 157
[75] Meryem: 30
[76] Kurtubi, el-Cami’li Ahkami’l-Kur’an, VI, 10-11
[77] Müslim, İman, 247
[78] ÖMER FARUK HARMAN, “ÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa#1 (28.08.2024).Giriş