İlk Dönem Hristiyanlık Mezhepleri ve Mesih Bilimi: Kristoloji

Loading

1. Dinlerde Tanrı Anlayışı

Biz temel olarak dinlerin tanrı anlayışını üçe ayırırız. Bunlar politeist, düalist ve monoteist dinlerdir. Sırasıyla tanımlayacak olursak politeist din ikiden daha fazla tanrıya inanan dinlere verilen addır. Düalist din ise iki adet tanrıya inanılan dinlere denir. Bu dinlerin birçoğunun ortak özelliği, bu iki tanrıdan birinin iyiliği iyi şeyleri, öbürünün ise kötülüğü temsil etmesidir. Monoteist dinler ise tek tanrıya inanır. Yalnızca ona ibadet ederler.

Her dinin teorik ve pratik olmak üzere iki aşaması vardır. Biz mensubu olduğumuz dinin teorik kısmına iman ederiz ve imanımızı gerek ritüeller gerekse ibadetler ile pratiğe taşımış oluruz. Ancak çoğu dinde insanlar çeşitli ihtilaflara düşmüş ve bu ihtilaflar karşısında verdikleri fikirlere göre çeşitli gruplaşmalar oluşmuştur. Bu çeşitli gruplaşmalara günümüzde “Mezhep” adını verilmektedir. Her dinin çok fazla mezhebi var. Biz bu yazıda Hristiyanlığın çeşitli mezheplerini inceleyeceğiz.

2. Hristiyanlığın Ortaya Çıkışı

Hristiyan kelimesi sözlük anlamı bakımından “Mesihçiler” anlamına gelir. Buradaki Mesih, kurtarıcı demektir. Mesih olarak anılan bu kişi Hz. İsa’dır. Yani Hristiyan dediğimiz zaman “İsacılar” demiş oluyoruz. Hristiyanlar, İsa’nın yolundan gittiklerini iddia ederler.

Hz. İsa Allah tarafından gönderilen diğer bütün peygamberler gibi halkı Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaya davet etmiştir. Gönderildiği kavim olan İsrailoğulları’nın çok büyük bir çoğunluğu onu desteklemeyip işkencelere maruz kalmıştır. Nitekim Hz İsa, yine kendisinden öncekiler gibi bu işkencelere boyun eğmemiştir. Bu işkencelerin en büyüğü ve en son noktası, Yahudilerin Hz. İsa’yı çarmıha germeleridir. Ancak çarmıha gerilmesinden sonra Hz İsa’nın ölüp ölmediği konusundan farklı düşünceler söz konusudur.

İslam dinine göre İslam dininin İsa’nın ölümü meselesi hakkındaki görüşü şu ayetlerde dikkat çekicidir:

“Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük demeleri yüzünden… Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler; (başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bu konuda tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uyma dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmemişlerdir”[1] Ayetten anlaşılacağı üzere İsa’nın, Hristiyan ve Yahudi düşüncesinde olduğu gibi çarmıha gerildiği rivayeti İslam’da reddedilmiş; Allah’ın İsa’yı koruyup, himayesi altına alıp, göğe yükselttiği belirtilmiştir.

Hristiyanlar, İsa’nın kendisini onlar için feda ettiğine inanırlar. İnançlarına göre İsa, bir gün yeniden dirilecektir. Yahudîler ise Hz. İsa’yı çarmıha gerdiklerine inanırlar ve bununla övündüklerini söylemek yanlış olmaz. Onların kanaâtince İsa bir sapkındır ve sapkın kişiyi idam etmiş olmak onlara gurur verir.

2.1. Havariler

Sözlükte “beyaz olmak; iyice beyazlatmak” anlamlarına gelen, Arapça haver kökünden türetilen havârî “seçilmiş, kusursuz; taraftar, özverili arkadaş, dost, bir kimseye ileri derecede yardım eden, kendisini bir davaya adayan” demektir.[2] Bizim bugün üzerine konuştuğumuz “Havari” aslen elçi, haberci manasına gelir.

İnciller’e göre Hz. Îsâ, daha tebliğ faaliyetinin başında kendisine inananlardan on iki kişi seçmiş ve bunlara havâri adını vermiştir. Ayrıca onlardan “on iki havâri” ve “havâriler” olarak da bahsedilmektedir.[3]

İsa’nın insanlığa Allah’ın varlığına ve birliğine imanı aşılamak amacıyla gönderildiğini belirtmiştik. Günümüzde kendisine Hristiyan yani “İsa’nın yolundan gidenler” diyenler ise başlıca havarileri ve kitab-ı mukaddesi kaynak almaktadırlar. Hristiyanlık adına oldukça önemli birer rol model olmuşlardır. Havariler, İsa’nın insanlara öğütlediği hususları dünyaya yaymakla İsa tarafından görevlendirilmişlerdir. Bahsettiğimiz havarilerin 12 adet olması İsrailoğulları’nın 12 kabilesiyle ile ilişkilendiriliyor.[4]

2.2. Kitab-ı Mukaddes

Hristiyan dininin temellerini, başlıca Havariler ve Kitab-ı mukaddesin oluşturduğunu belirtmiştik. Kitab-ı Mukaddes Hristiyanların kutsallık atfettikleri, onlar için önemi büyük bir kitaptır. Kitab-ı Mukaddes iki bölümden oluşmaktadır.

  1. Eski Ahit

    Eski Ahit aslında “Tanakh” tır. Yani Yahudîlerin kutsal saymış olduğu ve içerisinde Tevrat’ın da yer aldığı bir kitaptır Tanakh.

    Bunların en yaygın kullanımları İbranice kutsal yazılar, Eski Antlaşma ya da bizim de kullandığımız üzere Eski Ahittir. Bu Eski Ahit adı verilen kısım 39 bölümden oluşur. Bu bölümde daha çok tarihsel bir anlatı hakimdir. Eski Ahit günümüzde Hristiyanlar tarafından eskisi kadar rağbet görmemektedir.

  2. Yeni Ahit

    Bizim bugün “İncil” olarak nitelendirdiğimiz Hristiyanların kutsal kitabı, Kitab-ı Mukaddes’in ikinci bölümü olan Ahd-i Cedid nam-ı diğer “Yeni Ahit” tir. Günümüzde zaman zaman Kitab-ı Mukaddes dendiğinde yalnızca İncil olarak algılanır, ancak bu doğru bir kullanım değildir. İncil, Kitab-ı Mukaddes’in sadece ikinci bölümüne verilen addır. Kitab-ı Mukaddes’in ilk bölümü ikincisine nazaran daha kapsamlıdır. Eski Ahit’in ve Yeni Ahit’in arasındaki diğer bir fark da Eski Ahit Yahudîler tarafından da benimsenirken Yeni Ahit için böyle bir hususun söz konusu olmamasıdır.[5] Yeni Ahit yalnızca Hristiyanlara aittir. Yahudîlerin Yeni Ahit’i kabul etmemesinin sebebi, Yeni Ahit’in onlar tarafından sapkın olarak görülen İsa’nın hayatını anlatmasıdır.

    Yeni Ahit’i, Eski Ahit’ten daha az olup 27 kitapçıktan oluşmaktadır. Yeni Ahit yukarıda bahsettiğimiz İncil kitabını da kapsar. Türkçe’de 27 kitapçığın tamamı İncil olarak kabul edilir. Lâkin Hz. İsa tebliğ ettiği hususları seçtiği havarilerine de tebliğ etmeleri gerektiğini söylemiştir. Zamanla bu tebliğ edilen hususlar yazıya geçirilerek kalıcı hale gelmiştir. Bu kitaplar insan eliyle yazılmıştır.

    Günümüzde başlıca 4 çeşit İncil kabul edilir. Bunlar sırasıyla Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleridir. Her biri yazarının ismini almıştır. Bu İncillerin birbirinden bazı farklar ile ayrılması, bu kişilerin tebliği gerçekleştirdiği toprakların farklı olmasından kaynaklanır.[6] Bu İncillerden ilki Matta İncili’dir. Matta 12 havariden birisidir. Matta İncili’nden sonraki İncil ise Markos İncili’dir. Markos İncili en kısa İncil’dir. Markos tarafından yazılmıştır. Markos, 12 Havarî’den biri olan Petrus’un öğrencisidir. Sıradaki İncil ise Luka İncili olup bu İncil’de daha çok kurtuluş inancının bahsi geçer. İncil’in yazarı olan Luka’nın Pavlus’un bir öğrencisi olduğu rivayet edilir. Son İncil olan Yuhanna İncili ise Yuhanna tarafından yazılmış olup diğer üç İncil’in aksine bu İncil’de İsa’nın tanrı olduğuna dair ibareler mevcuttur. Yazarı olan Yuhanna ise İsa’nın seçmiş olduğu 12 Havarî’den birisidir.

    Yeni Ahit’in 4 bölümünü bu İnciller oluşturmaktadır. Geri kalan 23 bölüm ise; 1 bölüm resullerin işleri, 21 bölüm Havarîlerin mektupları ve 1 bölüm vahiy şeklinde dağılmaktadır.

2.3. Konsiller

Konsiller, zaman içinde Hristiyanların bir konuda görüş birliğini sağlamak amacıyla bir araya gelinen toplantılardır. Konsiller, Hristiyan inancının oluşması, gelişmesi ve sistematize edilmesinde çok büyük kısmında pay sahibidir. İlk üç konsil Hristiyanlarca kutsal kabul edilir. Bu üç konsil; Birinci İznik Konsili (325), Birinci Konstantinopolis Konsili (381) ve Birinci Efes Konsilidir (431).

Hristiyan dininde görüş ihtilaflarına düşülen hususlar bu konsiller ile birlikte bir karara bağlanmıştır. Ancak oldukça fazla zıt görüş de beraberinde gelmiştir. Dinin ileri gelenlerinin karşılıklı görüş bildirdiği bu konsiller, Hristiyan mezheplerinin ortaya çıkmasında rol oynamıştır.

2.4. Hristiyanlıkta Mesih

Hristiyanlar, Hristiyanlığın merkezine Hz. İsa’yı koyarlar. Bunun sebebi Hristiyanlık inancına göre İsa’nın “Mesih” olmasıdır diyebiliriz. Mesih kelime anlamı olarak kurtarıcı, karanlıktan uzaklaştıran gibi anlamları vardır. İsrailoğulları, Yahudi’dir ve bu Yahudi dinine mensup olma durumu soy ile gerçekleşir. Hz. İsa Yahudî olarak doğmuştur ve Yahudilere Allah’ın dinini anlatmıştır. Böylece içinden çıktığı Yahudi toplumuna bir nevi isyan etmiştir, karşı çıkmıştır. Yahudî halkının birçoğu Hz. İsa’yı büyük bir sapkın olarak görmektedir.

Hristiyan inançlarına göre Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem, Tanrı tarafından hamile bırakılmıştır. İslam’a göre Hz. Meryem, herhangi bir erkek varlığa ihtiyaç duymadan hamile kalan tek dişi varlıktır. Bunun tanrının bir mucizesi olduğuna inanırlar. Yahudi inancına göre Hz. Meryem zina işleyerek hamile kalmıştır. Böylece Hz. İsa’nın zina sonucu dünyaya geldiğini düşünürler.

Hz. İsa’nın doğum tarihi günümüzde “milat” yani kullandığımız miladî takvimin 0. yılı olarak kabul edilir.

Hz. İsa günümüzde “Filistin” olarak adlandırılan bölgede doğmuştur. Filistin dönemin Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde yer almaktaydı. Hz. İsa’nın doğduğu bölge olan Filistin’de Yahudi nüfusu oldukça fazlaydı. İsa hayatının büyük bir kısmını Yahudilerle iç içe geçirmiştir. İsa’ya yaklaşık 30 yaşında iken ona vahiy inmeye başlamıştır. Bizim Hz. İsa’nın hayatı hakkında bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Zira Hristiyanlık anlayışına göre İsa’nın yeryüzündeki yaşantısından çok, vefatından sonra yeniden doğup gökyüzüne yükselmesi önem arz eder. [7]

Buna binaen Hristiyanlar, Hz. İsa’nın dünya hayatını veya gençliği ile alakalı teferruatlı mâlumatları direkt “doğruluk payı olmayan bilgiler” olarak kabul etmiştir.[8]

  1. Teslis İnancı

    Hristiyan inancında bizim “Kutsal üçleme” diğer bir adıyla “Teslis” dediğimiz bir olgu bulunur. Bu inancın temelinde “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh denilen kavramların tanrı kavramına eşit olması, lâkin bu üç mefhumun birbirine eşit olmaması” görüşü yatar. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, Hristiyan inancına göre tanrının üç farklı yansımasıdır.

    Bu üç kavramın hiçbirisi birbirinden önce veya sonra ortaya çıkmış değildir. Hepsi tanrıya eşittir, lâkin hiçbiri birbirlerine eşit değildir. Teslisi karmaşık yapan da budur.

    Baba dediğimiz kavram yeryüzüne müdahale etmemektedir. Oğul ise Hz. İsa’nın kendisidir. İsa yeryüzüne gelip insanlığı uyarmıştır. Yahudîler tarafından İsa, insanlığın günahlarına kefaret olarak çarmıha gerilmiş bir kurbandır.[9] İsa çarmıha gerildikten sonra mezara gömülür. Mezarda üç gün geçiren İsa, 3 günün sonunda mezarından çıkıp Havarîlerinin yanına gider. Sonrasında ise tanrı tarafından göğe yükselir.

    Son kavram ise Kutsal Ruhtur. Kutsal Ruh, tanrının bir yansımasıdır. Hristiyan inancına göre tanrıyla konuşma, onu hissetme ve ona olan inanç bu kutsal ruhun tezahürüdür.[10] Kutsal ruh tablolarda güvercin ile simgelenir. Teslis inancı da konsiller sayesinde ortaya çıkmış olup Hristiyanlarca kabul edilmiştir.

2.5. Mesih Bilimi: Kristoloji

Sözlük manası olarak kristoloji Mesih bilimi demektir. Mesih’in tartışmalı görülen hususlarını inceleyen bilim dalıdır. Örneğin İsa’nın mezardan çıkıp dirilmesi kristolojinin alanına girer.

Kristolojinin mesih inceleme bilimi olduğunundan bahsettik. Hristiyan kelimesi Mesihçiler anlamına geldiğinden bahsetmiştik. Dolayısıyla Hristiyanlık’ın temelinde Mesih yatıyor. Kristoloji de mesih inceleme bilimi olduğuna göre kristoloji Hristiyanlık’ın çok önemli bir kısmında rol oynuyor.

Teslis inancındaki Oğul mefhumunun İsa mesih olduğunu bilmekteyiz. Oğul mefhumu aynı zamanda tanrıya eşit. Mesih’in yani beşerî bir varlığın tanrı kabul edildiğini görmekteyiz.

Bugün Hristiyanların mezhepleşmesinin temel faktörü de kristolojidir.[11] Bugün mezhep olarak birbirinden farklı görüş belirttiğini varsaydığımız cemaatlerin hepsi İsa’yı farklı şekilde tasavvur etmiş demektir. Mesih hususundaki fikir ayrılığı doğrudan mezhepleşmeye sebebiyet verir.

Hristiyanlar Mesih’in ne olduğunu açıklamak için felsefeden yardım almışlardır. Özellikle Yustinus’un eserlerinde felsefî düşüncenin Hristiyanlık’ın üzerindeki etkisini görmekteyiz. Zamanla konsiller gerçekleştikçe bu ifadeler ve düşünceler temellendirilerek sistemleşmiştir. Konsillerin ne denli öneme sahip olduğunu buradan da anlıyoruz.[12]

Hristiyanların bu konsiller sonucu ortak bir karara varmaları oldukça zaman almıştır. Öyleki Hristiyanların milattan sonra altıncı yüzyıla kadar ortak ve net bir kararda uzlaşabilmeleri mümkün olmamıştır.

  1. Miafizitizm
    Miafizitizm dediğimiz mefhum ilk olarak İskenderiyeli Cyril tarafından sistematize edilen kristolojik bir görüştür. Görüşün temelinde İsa’nın hem beşerî hem de İlahî tabiatlara sahip olması yatar. Bu ikisinin birbirine karışmadığı ancak girift yapıda bulunduğu iddia edilmektedir.[13]
  2. Monofizitizm
    Monofitizm,İsa’nınilahi ve beşeri olmak üzere iki farklı doğasının olduğu ancak ilahi olan doğanın beşeri olan doğadan daha üstün kabul edildiği için ilahi doğanın beşeri doğayı farklı bir forma getirip içine çekmiş olması inancına verilen addır.[14]
  3. Diofizitizm
    Bu görüşün merkezinde “İskenderiyeli Aziz Athanasius” vardır. Kendisi İsa’nın külliyen insan ve aynı zamanda da külliyen tanrı olduğunu savunmaktadır. Diofizitizm; miafizitizm ve monofizitizmin aksine “İlahî ve beşerî iki tabiatın da İsa Mesih’in ruhunda bir arada bulunduğunu” savunur[15].

Kristoloji alanında çeşitli görüş ayrılıklarının en yaygın olanları bu üçüdür diyebiliriz. Bu üç görüşün sınırlarını çizen asıl farkın İsa Mesih’in tabiatı hakkındaki farklı görüşler olduğundan bahsettik.

3. Hristiyanlık’ta İlk Dönem Mezhepleri

Günümüzde Hristiyanlık evrensel dinler arasında en fazla fikir ayrılığına yani mezheplere sahip olan din konumundadır. İlk ayrışmaların 431 yılında gerçekleşen Efes ve 451 yılında gerçekleşen Kadıköy konsillerinde başladığını kabul edebiliriz.[16] Bu konsillerde ele alınan İsa’nın ilahî ve insanî şahsiyetleri konusu ve alınan kararlar sonucunda Doğu Kiliseleri gövdeden ayrılmayı tercih etmiştir.

3.1. Gnostikler

   Gnostisizm, hakikatin bilgisine ilham keşf ve sezgi ile ulaşılacağını savunan mistik bir felsefi düşüncedir. Hristiyanlık’ın Gnostisizmle ilişkisi her zaman bir tartışma alanı olmuştur. Hristiyanlık’ın Gnostisizmle ilişkisi ve Hristiyanlık öncesi bir Gnostik geleneğin olup olmadığı tartışmalarında önemli bir argüman, Pavlus’un Gnostisizmle olan ilişkisidir. Bazı araştrımacılar Pavlus’un düşünce sistemindeki çeşitli kavram ve motiflerin Gnostik geleneğe işaret ettiği kanaatindedirler. Bu nedenle Pavlusun Gnostisizmin temelini attığı görüşündedirler.[17]

  1. Merkuniyye (Marcionizm)

    Markion, Gnostikler gibi iki tanrının ya da prensibin olduğunu düşünmektedir.

    Bu düşüncenin merkezinde tanrının, İsa Mesih’in babası olmadığı kanaatinde bulunmuştur. Bu görüşüne kendisinin, “Sapkınlıklara Karşı” adlı eserinde ulaşıyoruz. Marcion temelinde bu düşüncenin yatması sebebiyle Roma tarafından bir sapkın ilân edilmiştir.[18]

    Tanakh’ın içinde bahsedilen tanrının barışçıl olmayan ifadelerinde belirli bir tutarlılık olmadığı görüşündedir. İsa’nın Tanakh tanrısının dünyaya bulaştırdığı pis işlerini temizlemek için geldiğini düşünür.[19]

    Gnostik fikirler arasında en yaygın ve en fazla kitleye sahip olanı Merkûniyye’dir. Ancak diğer Hristiyanlık mezheplerinin yanında ufak bir topluluk olarak kalmaktadır.

     
3.2. İlk Ayrışmalar: Samsatlı Pavlus

Samsatlı Pavlus kendisine lakabını veren “Samsat” bölgesinde doğmuştur. Samsat günümüzde Türkiye sınırları içerisinde yer alıyor olup Adıyaman civarlarındadır. Samsatlı Pavlus’un MS 200 yılında doğduğu rivayet edilir. Kendisi 260-268 yılları arasında Antakya Patriği olarak görev yapmıştır.[20]

Samsatlı Pavlusun temel öğretisi “Monarşianizm”dir. Monarşianizm Hristiyanlık’ta İlahî tekliği vurgulamaktadır. Bu da Hristiyanların Teslis inancındaki baba-oğul ilişkisine tam karşıt durumdadır. Samsatlı bu görüşüyle teslisi inkâr etmiştir ve Hristiyanlar tarafından pek sevilen bir teolog değildir. Bu fikirleri yüzünden 268 yılında görevden alınmıştır.

Günümüzde Samsatlı Pavlus’un savunduğu monarşianizmi kabul eden Hristiyan nüfusu pek fazla değildir. Bir topluluk halindedir.

3.3. Aryüsçülük

Arius adlı bir Hristiyan papazın görüşlerini savunan kişilerin mezhebidir Aryüsçülük. Ariusçuluk Hristiyanlık merkezli doğan teolojik bir akımdır. İskenderiyeli rahip Arius tarafından 4. yüzyıl başlarında ortaya atılan Aryanizm’in en önemli doktrini, Hıristiyanlıktaki baba-oğul ilişkisini kabul etmemeleri ve İsa’nın tanrısallığını reddetmeleridir. Aryüs temelde İsa Mesih’in Baba’nın oğlu olduğunu, Baba’nın oğulu sonradan doğurduğunu savunur. Yani oğul başlangıcı olmayan bir kavram değildir, der.

Aryanizm’e göre Tanrı mahlûkat tarafından tam olarak idrak edilmekten acizdir. Kendi kendine var olan ve değişmez olan Tanrı’nın tekliğidir. Ona eş koşulamayacağı ve onun eşsiz olduğu ilkesini savunur.

Bu mezhebin oldukça fazla mensubu vardır. Örneğin Isaac Newton bir Aryüsçü’ydü. Aryüs’ün fikirlerini benimsemiştir.

3.4. Donatizm

Ana akım Hristiyanlık’tan ayrılan bir Hristiyan mezhebidir. Donatistler Hristiyan din adamlarının görevlerinde etkili olabilmeleri, dualarının ve ayinlerinin geçerli olabilmesi için hatasız olması gerektiğini düşünürler. Kendilerine nefislerinin isteklerini dizginlemek için kendilerine haz veren bedensel aktiviteleri yasaklamak, sınırlandırmak veya kontrol altında tutmak gibi ritüelleri vardır.

3.5. Nestûrilik

Nestûriler, monofizit Hristiyanların ileri sürdüğü gibi Îsâ tek tabiatlı değildir. O hem tanrı hem insandır. İsa’nın çift tabiatlı olduğuna inanır. Nestûrîler, Tevrat’ı literal yorumlayarak insanın doğuştan günahkâr olduğu tezine karşı çıkarlar.[21] Nestûriler eski etkinliğinde olmasa da ilk çıktığında mensupları olduğu kadar düşmanları da vardı.

3.6. Melkaiyye

Îsâ’daki insanlık ve ilâhlık unsurlarının birbirine denk olduğu şeklindeki Ortodoks diyofizit anlayışın teyit edildiği Kadıköy Konsili’nde (451) alınan kararları reddederek Îsâ’daki ilâhî tabiatı ön plana çıkaran ve bu sebeple de Monofizitler olarak adlandırılan Hristiyanlar kendilerinin çoğunlukta olduğu İskenderiye, Kudüs ve Antakya patriklik bölgelerinde yaşayıp da söz konusu konsilin kararlarını benimseyenlere “Kadıköy Konsili’ni destekleyen Bizans imparatorunun taraftarları” anlamında bu adı vermişlerdir.[22]

Melkaiyye’ye mensup kişiler böylece Îsâ’nın insanî tabiatını öne çıkaran ve ulûhiyyetin daha sonra Îsâ’nın bedenine hulûl ettiğini ileri süren Nestûrîler’den, hem de ilâhî tabiatı öne çıkarıp onun insanî yönünü ihmal eden monofizitlerden ayrılmış oluyorlardı.

3.7. Yakubiyye (Süryaniler)

Yakubîler, Pavlus’un şekillendirdiği itikadî çizgide ilerlemektedir. Hem Yakubî kaynaklarında hem de Yakubîler ile ilgili modern araştırmalarda sıkça geçen Süryânî, Ya‘kūbî ve monofizit kavramları genellikle birbirinin yerine kullanılmaktadır.

Süryaniler çoğunlukla Hristiyan olup Doğu ve Batı liturjisine bağlıdır. Günümüzde Hristiyan mezhepleri içerisinde en büyük ve köklü kültüre sahip olanı Süryanilerdir.

Sonuç

Sonuç olarak Hristiyanlık İsa mesih merkezli bir dindir. Hristiyanlar kendi içerilerindeki birtakım ihtilafları karara bağlama amacıyla konsiller düzenlemiştir. Bu konsillerde zaman zaman ortak kararlara varılırken çoğu zaman ise görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Bu görüş ayrılıklarının neticesinde ortaya Hristiyan mezhepleri çıkmıştır. Her bir Hristiyan mezhebinin kendince doktrinleri vardır.

Metnin PDF haline erişmek için tıklayınız.

KAYNAKÇA

Kur’an-I Kerim, Diyanet Kur’an Yolu Meâli

OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (27.08.2024).

ÖMER FARUK HARMAN, “KİTÂB-ı MUKADDES”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kitab-i-mukaddes (25.08.2024).

ÖMER FARUK HARMAN, “İNCİL”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/incil (26.08.2024).

ÖMER FARUK HARMAN, “ÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa#1 (21.08.2024).

Aydın, Mahmut. “İsa’ya Ne Oldu? İsa’nın Tutuklanması, Yargılanması Ve Çarmıha Gerilmesiyle İlgili İncil Rivayetlerinin Tarihsel Açıdan Değerlendirilmesi”. Milel ve Nihal 1/2 (Haziran 2004), 41-93.

JACQUES WAARDENBURG, “TESLÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/teslis#1 (28.08.2024).

DUYGU Zafer, AKALIN Kutlu, Kristololjiye Giriş, İstanbul, Divan Kitap, 2018

Çoban, Bekir Zakir. “Doğu Kiliseleri Ve Monofizitizm”. Milel ve Nihal 10/2 (Aralık 2014), 13-27.

GÜNDÜZ Şinasi, Dünya Dinleri, İstanbul, MilelNihal, 2020

GÜNDÜZ, Şinasi. “Pavlus Teolojisinde Gnostik Unsurlar”. Dini Araştırmalar 2/6 (Haziran 2000), 51-76.

BÜLENT ŞENAY, “MERKŪNİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/merkuniyye (28.08.2024).

Anadolu’nun Azizleri. Hanspeter Tiefenbach. Arkeoloji ve Sanat Yayınları Tur. San. Tic. Ltd. Şti. 2012. s. 312

MUSTAFA SİNANOĞLU, “MELKÂİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/melkaiyye (29.08.2024).

  1. Nisa Suresi 157. Ayet
  2. OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (27.08.2024). Naklen (Lisânü’l-ʿArab, “ḥvr” md.)
  3. OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (24.08.2024). Naklen (Luka, 6/13), (Vahiy, 21/14), (Luka, 6/13; Markos, 6/30)
  4. OSMAN CİLACI, “HAVÂRİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havari (28.08.2024).
  5. ÖMER FARUK HARMAN, “KİTÂB-ı MUKADDES”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kitab-i-mukaddes (25.08.2024).
  6. ÖMER FARUK HARMAN, “İNCİL”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/incil (26.08.2024).
  7. ÖMER FARUK HARMAN, “ÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa#1 (21.08.2024).
  8. ÖMER FARUK HARMAN, “ÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa#1 (21.08.2024).
  9. Aydın, Mahmut. “İsa’ya Ne Oldu? İsa’nın Tutuklanması, Yargılanması Ve Çarmıha Gerilmesiyle İlgili İncil Rivayetlerinin Tarihsel Açıdan Değerlendirilmesi”. Milel ve Nihal 1/2 (Haziran 2004), 41-93.
  10. JACQUES WAARDENBURG, “TESLÎS”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/teslis#1 (28.08.2024).
  11. DUYGU Zafer, AKALIN Kutlu, Kristololjiye Giriş, İstanbul, Divan Kitap, 2018
  12. DUYGU Zafer, AKALIN Kutlu, Kristololjiye Giriş, İstanbul, Divan Kitap, 2018
  13. DUYGU Zafer, AKALIN Kutlu, Kristololjiye Giriş, İstanbul, Divan Kitap, 2018
  14. Çoban, Bekir Zakir. “Doğu Kiliseleri Ve Monofizitizm”. Milel ve Nihal 10/2 (Aralık 2014), 13-27.
  15. DUYGU Zafer, AKALIN Kutlu, Kristololjiye Giriş, İstanbul, Divan Kitap, 2018
  16. GÜNDÜZ Şinasi, Dünya Dinleri, İstanbul, MilelNihal, 2020
  17. Gündüz, Şinasi. “Pavlus Teolojisinde Gnostik Unsurlar”. Dini Araştırmalar 2/6 (Haziran 2000), 51-76.
  18. BÜLENT ŞENAY, “MERKŪNİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/merkuniyye (28.08.2024).
  19. BÜLENT ŞENAY, “MERKŪNİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/merkuniyye (28.08.2024).
  20.  Anadolu’nun Azizleri. Hanspeter Tiefenbach. Arkeoloji ve Sanat Yayınları Tur. San. Tic. Ltd. Şti. 2012. s. 312
  21. MUSTAFA SİNANOĞLU, “MELKÂİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/melkaiyye (29.08.2024).
  22. MUSTAFA SİNANOĞLU, “MELKÂİYYE”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/melkaiyye (29.08.2024).
Avatar fotoğrafı

Halil Şen

İHYÂ – II

Cağaloğlu Anadolu Lisesi 1. Sınıf Öğrencisi

iletişim: senhalil972@gmail.com