![]()
Giriş
Endülüs miladi sekizinci yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra sekiz asır boyunca Avrupa’da, Avrupa dışı bir varlık olarak var olmuştur. Avrupa için Endülüs’e Müslümanların intikali büyük bir fırsat doğurmuştur, zira Batılı gezginlerin yıllar boyu merakla seyahat ederek gizlerini ortaya çıkarmaya çalıştıkları İslam medeniyeti onların ayaklarına gelmiştir. Müslüman toplumun etkisi Avrupa üzerinde ziyadesiyle hissedilmiştir. Özellikle bilimsel ve felsefi konularda Müslüman müelliflerin eserleri sık sık Latince’ye tercüme edilmiş ve Avrupalı bilginlerin istifadesine sunulmuştur.
Endülüs Emevîleri 732 yılında gerçekleşen Tours/Poitiers savaşına kadar İberya’da fetihler gerçekleştirmiş ancak bu savaştan sonra fetihler durma noktasına gelmiştir. 1492 yılına kadar Müslüman devletler bölgede varlığını sürdürmüş ve Hristiyan topluluklar ile uzun süreli bir etkileşimde bulunmuşlardır. Kültürlerin etkileşimi “reconquista” olarak adlandırılan bu yeniden fethetme süreci ardından da devam etmiştir ve özellikle İspanya’ya gözle görülür bir miras bırakmıştır
Endülüs Emevîleri Kurtuba (Cordoba), İşbîliye (Sevilla) ve Tuleytula (Toledo) gibi pek çok şehirde sayısı yetmişi bulduğu düşünülen görkemli kütüphaneler kurmuşlardır. Öyle ki Kurtuba Kraliyet Kütüphanesi olarak bilinen ve saraya bağlı bulunan kütüphanede 400.000’den fazla eser bulunduğu tahmin edilmektedir. Bundan çok daha fazlasının kütüphanede bulunabileceği ihtimali de bilim insanları tarafından değerlendirilmektedir.[1] Ancak 400.000 cilt bile o dönem için dünyanın en büyük kütüphanelerinden birisi olması için fazlasıyla yeterlidir. Emevîler hakimiyetinde yetişen ve barınan İbn Rüşd, İbn Tufeyl, İbn Arabi, İbn Meymun gibi dünyadaki ilmi çalışmaların doğrultusunda etki sahibi alimler de Endülüs’te o dönemlerdeki ilmi hareketliliğin ne denli ileri düzeyde olduğunu anlamamıza olanak sağlayacaktır. Hristiyanların Endülüs yerleşimlerini ele geçirmeleri ile Müslümanların şehirlerinde kurdukları kütüphaneler, rasathaneler, eğitim kurumları, hastaneler, saraylar, imaretler ve daha pek çokları Batılıların gözlemlerine müsait hale gelmiştir. Hristiyan fetihleri sonucu bir takım Müslüman ve Yahudi bilginin memleketlerini terk etmeyip Katolik Kralların himayesi altında çalışmaya devam ettikleri bilinmektedir. Bu yolla canlı bir şekilde tecrübe aktarımı gerçekleşmiş ve bahsi geçen hükemâ Avrupalı meslektaşlarına belli başlı konularda rehberlik etmiştir, bu rehberlik özellikle çevrilen eserlerin seçimi, eserlerin çevrilmesi ve anlaşılması konularında olmuştur. Bu noktada ilmî etkileşimin ve alış-verişin en büyük sağlayıcısı eserlerin tercümeleri olmuştur. Binaenaleyh İslam medeniyetinin ilim geleneğinin Avrupa ilim çevrelerine tezahürü açısından tercüme faaliyetleri belki de kültürlerin etkileşimi noktasında en önemli yeri tutmaktadır.
İlmi etkileşimin ve çeviri faaliyetlerinin yoğunlaştığı iki nokta göze çarpar: Tuleytula ve Sicilya. Bu iki merkezden yalnızca Tuleytula üzerinde mevzumuz olan Endülüs havzasına dahil olması hasebiyle duracağız.
Tuleytula ve Çeviri Faaliyetleri Açısından Önemi
Tuleytula, Endülüs’ün üç büyük şehrinden (Kurtuba, Tuleytula ve İşbîliye) birisi olarak kayıtlara geçmiştir ve konumu bakımından bu üç merkez arasında Hristiyan saldırılarına en müsait olandır. Nispeten erken bir dönemde, 1085 yılında Kastilya Krallığı tarafından fethedilmiş ve ilim adamlarına gösterdiği hürmet sebebiyle “bilge” ünvanıyla anılan Kral X. Alfonso zamanında bilim insanları için çekici bir yerleşim haline gelmiştir. Özellikle Hristiyan çevrelerden pek çok mütercim ve ilim adamının Toledo’ya göç ettiği görülmüş ve Toledo’da bulunan üniversite, kralın teşvikleriyle Kurtuba’daki üniversite ile yarışır hâle gelmiştir. Tuleytula şehrinin coğrafi konumu etkileşimi kolaylaştıran unsurlardan birisi olarak bu ani atılım için gerekli zemini sağlamıştır.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus yalnızca bir kralın hamiliğinin ve çoğu zaman prestij kazanma arzusu ile tezahür eden kişisel ihtirasların düşünce tarihi üzerinde ne denli etki sahibi olabileceğidir. Özünde Kral X. Alfonso o dönemlerde revaçta olan ve fazlaca ehemmiyet verilen astronomi eserlerinin Latinceye çevrilmesi amacıyla bunca mütercimi ve ilim adamını himayesi altına almış olsa da böylesine bir müdahale, bölgede ilim adamlarının yoğunlaşmasına sebep olmuş ve dönemin entelektüelleri arasında etkileşimi kolaylaştırmıştır. Özellikle Rönesans öncesi Avrupa’da çevrilen eserlerin içerisinde astronomi ve astroloji alanındaki eserlerin büyük bir paya sahip olmasının sebebi olarak da bahsi geçen patronaj sistemini göstermek pek tabii mümkündür. Orta Çağ’da soyluların bu konulara oldukça önem verdikleri ve ilgi duydukları bir gerçektir ancak bu durum pek çok diğer alana yöneltilebilecek olan efor ve enerjinin nispeten değersiz kabul edilen alanlara yönelmesine sebep olmuştur. Himaye sistemi günümüz de dahil olmak üzere tarihin her döneminde etkili olmuştur ve birçok durumda ilmî çalışmaların doğrultusu üzerinde doğrudan etki sahibi olduğu görülmüştür.[2] Binaenaleyh soyluların ilim adamlarını himaye etmesi, fikir tarihi çalışmalarında ve ilmî hareketliliklerin okunması noktasında dikkate alınması gereken önemli dinamiklerden birisidir. Patronaj ağlarının ilmi çalışmaların doğrultusu üzerindeki etkileri detaylıca araştırılmaya müsait bir alandır zira bu tip siyasi müdahaleler sebebiyle gözden kaçmış olan pek çok eser bu araştırmalar sonucu gündeme getirilebilir.
Toledo’da çeviriler yapılması için pek çok ekip kurulmuştur. Özellikle çeviri faaliyetlerinin ilk dönemlerinde eserlerin çoğunun Latince’ye çevrilirken farklı diller üzerinden tercüme edildiği görülmektedir. Her iki dili de bilen tercüman fazla bulunamadığı için Arapçadan Kastilyacaya ondan da Latince’ye çevrilen eserler vardır. Örneğin ilk Latince Kur’an çevirisi şu diller üzerinden sırayla yapıldı: Arapça, İbranice, Kastilyaca, Latince. Çevirilerin sıhhatine etki edebilecek bir başka nokta ise doğrudan çevirilerin pek çoğunda izlenen bir tekniktir. Bu teknik uyarınca tercüme edilecek eserin dilini ve Latinceyi bilen bir çevirmen eseri Latince’ye yarım yamalak, bozuk bir Latince ile çevirir ve pek çok zaman eserin çevirmeni olarak kayıtlara geçen kişi bu bozuk Latinceyi düzenlerdi. Bu durum çevrilen eserlerden büyük anlam kaymalarına ve yanlış anlaşılmalara sebep olma potansiyeline sahiptir ki bunun pek çok kadim medeniyetin ilmî birikiminin anlaşılması üzerindeki etkileri tarih boyunca görülmüştür. Bir eserin tercümesi sırasında yaşanan anlam kayması öyle eskilerde kalmış yalnızca Orta çağ Skolastiklerine has bir problem de değildir aslında. Günümüzde, iletişim imkanlarının had safhada olduğu bir dönemde dahi bir metnin tercüme edilmesi sırasında pek çok hataya rastlanılabiliyor.
Çevirilerin yapıldığı yollara değinmişken bölgedeki Yahudilerin rolüne değinilmemesi haksızlık olacaktır. Yahudiler genel olarak çatışmadan kaçınmaları ve herhangi bir siyasi güce bağlılık göstermemeleri sebebiyle kültür aktarımında fazlasıyla etkili olmuşlardır. Pek çok Yahudi filozof ve ilim adamı İspanyol kralların saraylarında çalışmıştır. Toledo’da da birçok Yahudi mütercimin görev aldığı kayıtlara geçmiştir.
Toledo’da çalışmalarını yürüttüğü bilinen meşhur mütercim Cremona’lı Gerrardo 87 adet eser çevirmiştir. Bahsi geçen 87 eserin müellifleri ve içerikleri fazlaca çeşitlidir.[3] Birçok felsefi eser ve onların üzerine yazılan şerhler, tıp kitapları, doğa araştırmaları, pratik bilgiler üzerine eserler çevrilmiştir. Her ne kadar çevrilen eserlerin hacmi tam olarak belirlenemese de bu tek örnek çalışmaların boyutu hakkında bir tahmin yapmayı kolaylaştıracaktır. Ancak şu, üzerinde mutabık bulunulan bir gerçektir ki Orta çağ Avrupa’sında Toledo’da gerçekleşen çeviriler olağan akışın çok çok üzerinde bir niceliktedir. Öyle ki 12 ve 13. Yüzyıllarda tespit edilen 69 kayda değer çevirmenin 35’i Endülüs’te, bunların 26’sı ise Toledo’da çalışmalarını yürütmüştür.[4]
Arapçadan Yapılan Çeviriler ve Avrupa’ya Etkileri
12 ve 13. Yüzyıllarda İspanya’da yapılan çeviriler başlıca şu alanlardadır: Matematik, astronomi, mantık, doğa bilimleri, tıp ve teoloji. Bunların yanında o zamanlar müstakil ilimler kabul edilen pek çok alanda da çalışmalar tercüme edilmiştir. Özellikle yapılan çevirilerin astronomi/astroloji ve matematik alanında yoğunlaştığı göze çarpar. Charles Burnett ve Dimitri Gutas’ın, Daniel of Morley’den aktardığı şu ifadeler bölgede yoğunlukla tercüme edilen eserlerin muhtevasını birinci el bir kaynak olarak bildiriyor olması bakımından önemlidir: “Neredeyse tamamen quadrivium’a ayrılmış olan Arapların mesleği (metodu/yolu) o günlerde Tuleytula’da çok modaydı.”[5] Quadrivium ile kastedilen ilimler aritmetik, astronomi, müzik ve geometridir.
Çevrilen eserler gerek Yunancadan Arapçaya çevrilen eserler gerekse Arapça telif edilen eserler olmuşlardır. Bu noktada değinilmesi gereken önemli bir husus orijinal metinler yerine Arapça tercümelerinden çevrilen eserlerdir. Antik Yunan alimlerine ait pek çok eserin orijinal metinler yerine Arapça tercümelerinden Latinceye çevrildiği görülmektedir. Yunanca orijinal metinlere erişim olmaması ihtimaller dahilinde olsa da Dimitri Gutas’ın ifade ettiğine göre pek çok senaryoda Avrupalılar ellerinde orijinal metinler olmasına rağmen Arapça metinler üzerinden tercüme etmeyi tercih etmişlerdir. Örnek olarak ise matematik alanında çevrilen eserleri verir. Yunanca orijinalinden çevrilen eserler 6 tane iken Arapça tercümesi üzerinden Latince’ye çevrilen eserlerin sayısı 16 olarak kaydedilmiştir. Bunun yanı sıra yine matematik alanında Arapça olarak yazılıp Latinceye çevrilen eserlerin sayısı ise 34’tür. Arapça eserlerin Yunanca olanlara karşı çok daha fazla tercih edildiği barizdir.[6] Bu durum birçok Yunan klasiğinin Arap şârihler ve mütercimler aracılığıyla okunmasına sebep olmuştur ki bu Avrupa tarihi açısından önemli bir detaydır.[7]
Bir başka önemli nokta ise Endülüs’ün bir aracı olarak rolüdür. Her ne kadar Endülüs ilmi anlamda oldukça canlı bir coğrafya olsa da Dimitri Gutas’ın aynı metinde dönemin Endülüs’lü yazarlarından olan Sa’id el-Endülüsî’den aktardığına göre Endülüs’te tabiat ilimleri, metafizik ve tıp alanlarında uzmanlaşmış alimler bulunmamaktaydı.[8] Bu alanlarda sonraları birtakım alimler görülse de yine de üzerlerine fazla yoğunlaşılan konular olmadıkları aşikardır. Ancak bu durum Endülüs’ün önemini azaltmayacaktır çünkü Endülüs yukarıda da bahsedildiği gibi Antik Yunan ve Doğu’nun ilmi birikimini Avrupa’ya taşımada son derece önemli bir rol oynamıştır. Aristoteles’in eserlerinin tamamına yakınının, İbn Sina’nın Eş-Şifa’sının ve diğer eserlerinin, Farabi’nin, Galen’in, Batlamyus’un, Kındî’nin ve pek çoklarının eserlerinin Gerrard of Cremona, Michael Scot, Adelard of Bath, Herman of German gibi mütercimler tarafından ilk defa Endülüs yoluyla Latince’ye çevrildiği bir gerçektir.
Yunanca eserlerin Avrupa’ya taşınması bağlamında Endülüs’ün özel bir yeri vardır. Müslüman güçler karşısında ilmi ve askeri yenilgisinin uzun zamandır farkında olan Avrupa için Endülüs bir rol model olmuştur. Özellikle Aristoteles’in eserleri Boethius tarafından yapılan birkaç çeviri haricinde Latinceye tercüme edilmemişlerdi. Ancak ve ancak tercüme faaliyetlerinin zirveye ulaştığı ve Batı’nın Doğu medeniyeti ile karşılaştığı Endülüs’te Aristoteles’in bilinen tüm eserleri Latinceye tercüme edilmiştir. Bu durum pek çok Yunan filozofu için böyledir. Fikrimce bu durum Avrupa’nın Doğu’yu taklit etme ve yakalama çabasıyla açıklanabilir. Avrupa göz ardı edilemez bir şekilde Doğu ve özellikle İslam medeniyetinin gerisindeydi, bu durum benzer senaryolarda sık sık görülen karşılıklardan birisinin verilmesine sebep oldu: Üstün olanın taklidi. Endülüs’te Müslümanlar ile yakından temasa geçen Hristiyanlar, yıllardır kayıtsız kaldıkları Yunan medeniyetinin kadim mirasının Müslümanlar tarafından baş üzerinde tutulduğunu ve onların eserlerine ciltlerce şerhler yazılıp medreselerde okutulduğunu gördüler. Kafirlerin eserlerine her zaman mesafeli duran Hristiyanlar bunun sonucunda kafir de olsalar Müslümanların ve Müslümanlar aracılığıyla pagan filozofların ilmi birikimine yöneldiler. Binaenaleyh Hristiyanların bu tepkisi pek çok müellifin de günümüzde kabul ettiği gibi Avrupa düşüncesinde değişime sebep olmuş ve rönesans ile aydınlanma üzerinde fazlasıyla etkili olmuştur. Bir nevi Endülüs sayesinde Avrupalılar için Müslümanların terakkisinin sebeplerini inceleme fırsatı doğmuştur.
Sonuç
Sonuç olarak reconquista süreci Avrupa’da yapılan çevirilerin nicelik ve niteliği üzerinde oldukça etkili olmuştur. İspanya’da 15. Yüzyıla kadar süren ateşli bir rekabet ortamı oluşturmuş ve yerleşimlerin sık sık el değiştirmesine sebep olmuştur. Bu durum ilmi, kültürel ve sanatsal anlamda inanılmaz bir etkileşim ve paylaşımın gerçekleşmesi için uygun ortamı yaratmıştır. Mamafih Hristiyan alimler Endülüs aracılığıyla eski dünyanın ve Doğu’nun birikiminden yararlanmış ve kendi sistemlerine bu birikimi dahil etme çabasına girmişlerdir. Bu bağlamda Endülüs başlı başına devasa bir ilmi miras bırakmanın yanı sıra çok kritik bir rol olan aracı görevini de üstlenmiştir. Avrupa düşünce ortamına dahil olan pek çok yeni düşünce silsileler halinde Avrupa’nın aydınlanma sürecinde etkili olmuştur. Endülüs/İslam medeniyetinin rolü birtakım çevrelerce antik dünyanın ilmî mirasını modern Batı medeniyetine taşıyan bir tür aracı olmakla sınırlı gösterilmek istense de görülmüştür ki Endülüs’te antik medeniyetlerin eserleri haricinde fazlaca eser telif edilmiş ve özellikle Yunan felsefesine ait birçok eser üzerlerine ziyadesiyle eklemeler yapılarak farklı birer eser sayılabilecek miktarlarda tekâmül ettirilmişlerdir. Daha önce de belirtildiği gibi Endülüs’teki tercümanlar, Yunan eserlerini doğrudan okuyup ana metninden tercüme etmek yerine Arapça tercümeler yahut şerhler üzerinden çevirmeyi tercih etmişlerdir. Bu tercih kuru bir detaydan çok daha fazlasıdır zira Yunan medeniyetini, Arap dilinin mantığı çerçevesinde ve çoğu zaman Arapların anlayışı üzerinden okumak anlamına gelir. Günümüzde İslam medeniyetinin rolünü mücerret aracıya indirgemeye çalışmak kasten yahut kasıtsız olarak bariz tarihi kayıtları, verileri ve bulguları görmezden gelmekten başka bir şeyin sonucu olamaz.
Kaynakça
Al-Hakam II collects a vast library at Cordoba in Al-Andalus: History of Information. Erişim tarihi yok. https://www.historyofinformation.com/detail.php?id=214
Burnett, Charles. “The Coherence of the Arabic-Latin Translation Program in Toledo in the Twelfth Century.” Science in Context 14 (2001): 249–288. https://doi.org/10.1017/S0269889701000096.
Gutas, D. “What was there in Arabic for the Latins to Receive? Remarks on the Modalities of the Twelfth-Century Translation Movement in Spain.” In Wissen über Grenzen: Arabisches Wissen und lateinisches Mittelalter, edited by A. Speer and L. Wegener, 3–21. Berlin, New York: De Gruyter, 2006. https://doi.org/10.1515/9783110194319.3
Gülümser, Ahmet. Toledo Çevirmenler Okulu ve Avrupa Üzerine Etkisi. 2023.
Makmudov, Otabek V. “The Concept of ‘Medieval European Translation Centers’ and the Register of Latin Manuscript-Translations of the Works of Muslim East Scholars, Carried Out in These Centers.” Journal of Pharmaceutical Negative Results (2022): 5052–5065. https://www.pnrjournal.com/index.php/home/article/view/4537
- Al-Hakam II collects a vast library at Cordoba in Al-Andalus : History of Information. (n.d.). https://www.historyofinformation.com/detail.php?id=214 ↑
- Vines, A. N. . . (2017, January 1). Entry on “Patrons and Patronage” https://www.academia.edu/35627063/Entry_on_Patrons_and_Patronage_Orta Çağ Avrupası’nda patronaj için bkz. ↑
- Gülümser, Ahmet. (2023). Toledo Çevirmenler Okulu ve Avrupa Üzerine Etkisi. ↑
- THE CONCEPT OF “MEDIEVAL EUROPEAN TRANSLATION CENTERS” AND THE REGISTER OF LATIN MANUSCRIPT-TRANSLATIONS OF THE WORKS OF MUSLIM EAST SCHOLARS, CARRIED OUT IN THESE CENTERS. (2022). Journal of Pharmaceutical Negative Results, 5052-5065. https://www.pnrjournal.com/index.php/home/article/view/4537İsim isim çevirmenlerin yaptıkları çeviriler hakkında detaylı bilgi için bu makaleye başvurulabilir. ↑
- Burnett , Charles. (2001). The Coherence of the Arabic-Latin Translation Program in Toledo in the Twelfth Century. Science in Context. 14. 249-288. 10.1017/S0269889701000096. ↑
- Gutas, D. (2006). What was there in Arabic for the Latins to Receive? Remarks on the Modalities of the Twelfth-Century Translation Movement in Spain. In A. Speer & L. Wegener (Ed.), Wissen über Grenzen: Arabisches Wissen und lateinisches Mittelalter (pp. 3-21). Berlin, New York: De Gruyter. https://doi.org/10.1515/9783110194319.3 ↑
- Bu konuda Otabek V. Makmudov’un yaptığı çalışma 200’e yakın çevirinin hangi dillerden kim tarafından yapıldığını tespit etmesi bakımından değerlidir. (Metnin kaynağı 4. Alıntıda belirtilmiştir.) ↑
-
Bu konuda daha fazla bilgi için Dimitri Gutas’ın bahsi geçen metninin I. Bölümüne başvurulabilir. Gutas özellikle çevrilen eserlerin mahiyeti ve neden tercih edildikleri konusunda dönemin sosyal ve kültürel ortamını da denkleme katarak tutarlı gözüken tahminlerde bulunmuş. Özellikle döneme hâkim olduğunu iddia ettiği “Endülüs-merkezci” görüş ve etkileri hakkındaki fikirleri ilgi çekici. Ayrıca “Shadow translators” olarak nitelediği yerel yardımcı çevirmenlerin dönemin tercüme edilen eserleri üzerindeki etkilerine de değiniyor. ↑

